BÜLTEN YAZILARI — 22 Mayıs 2012 at 12:18

Bush Pilot Sendromu

by

Alaska ve Kanada’nın tundraları, Amerika, Rusya, Sibirya, Güney Afrika, Kenya, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın vahşi-ıssız doğasına yapılan keşif, kurtarma, av veya turistik uçuşlarda bir dizi zorluk ve riskler vardır. İklim koşulları çok zorlayıcıdır, ayrıca vahşi hayvanlar çıkabilir, telsiz ve radar hizmeti alınmayabilir, bir arıza veya kaza durumunda yardım gelmesi mümkün olmayabilir. Büyük uçakların inemediği, havaalanı, pist veya inişe elverişli düzlüklerin bile bulunmadığı çöl, step, kutup, köy-kasaba gibi bölgelere uçmaya “bush flying“, buralara inen uçaklara da “bush planes” denilmektedir. Bu tür uçakların bazılarında iniş kolaylığı için geniş lastikleri, etraftaki ağaç, kaya gibi engellere çarpmamak için de yüksek kanatları vardır. Ama Cessna, Piper, Maule gibi modifikasyon yapılmamış normal birkaç kişilik küçük uçaklarla da bushuçuşları yapılabilmektedir. Sportif ve eğlence yönü olmakla birlikte, çoğunlukla yerleşim yeri dışındaki alanlara yapılan hava taksi uçuşları veya taşra havacılığıdır. Avcıları belirli bir sahaya indirme, hava fotoğrafı çekme, deniz-göl-ada-orman gibi yerlere seri ulaşım, arama-kurtarma, yangın söndürme, zirai ilaçlama, gazetecilik, suçlu takip, organ nakli ve devriye uçuşları gibi kullanımları vardır. Bu uçuşlar, aslında karayoluyla ulaşım zorlukları olan ücra yerlere ve zor coğrafyalara ulaşmak için neredeyse tek çaredir ve karayolu, trenyolu yapmaktan çok daha ucuzdur.

Bush pilot” olabilmek için özel bir eğitim gerekmekte ise de, heyecan arayışı içindeki PPL sahibi bazı amatör pilotlar, uçuş disiplinini ihlâl ederek macera peşinde riskli uçuşlara kalkışabilirler. Onlar ek bir riskli hareket yapmasa da zaten uçuş yapılan coğrafya riskli, meteorolojik koşullar genellikle kötüdür; bir kaza durumunda yardım gelmesi olasılığı azdır… Her 59 kişiden birinin pilot lisansı olan Alaska’da 290 ticari havacılık kuruluşu vardır. Bu şirketlerden kiralanan hava taksi uçaklarıyla ıssız bölgelere yapılan uçuşlarda ölümlü kaza oranı %21 olup, ortalamanın oldukça üstündedir. ABD’deki hava taksi kazalarının %30′u Alaska’da olmakta; bu oran uçuş sayılarına göre Amerikanın diğer eyaletleri ortalamasının 4 kat fazlalığına tekabül etmektedir. Bu nedenle Alaska sivil havacılık yetkilileri ölümlü kazaları azaltmak için “bush” pilotları hedef tahtasına almıştır. Aslında uçuş emniyetine özen gösteren şirketler de vardır ve onların oranları bu kadar yüksek değildir. Ancak bazı şirketler eğitim, brifing ve süpervizyon çalışmalarını, keza uçak bakımlarını doğru yapmamakta; SOP’lere ve ‘go/no go’ kriterlerine uymamaktadırlar. Bu şirketlerin pilotlara olumsuz durumlarda bile uçuş için baskı uyguladıkları, niteliksiz-tecrübesiz eleman çalıştırdıkları ve maaş (veya iş üzerinden komisyon) ödemede zorluk çıkardıkları duyulmaktadır. Pilotlarda stres yaratan başka bir unsur da bu bölgelerde yaşam standartlarının iyi olmamasıdır. Sosyal hayatın sınırlılıklarından başka, çoğunlukla kraker ve meşrubatla karın doyuran, penceresiz barınaklarda yatan, rahatça banyo yapamayan pilotların yorgunluğu ve moral bozukluğu bazı kazaların hazırlayıcısı olabilmektedir. Bazı pilotlar bu koşullarda ve böyle uçaklarla uçmaktan korktuklarını açıkça dile getirmişlerdir. Sonuçta, ister maceracı pilotların zor koşullarda heyecan amacıyla riskli tutumlara girmeleri (çılgınlık) biçiminde, isterse bazı şirketlerin pilotları bu risklere zorlaması biçiminde olsun, kaza olasılığı yüksek bir uçuş etkinliği ortaya çıkmaktadır ki, “Bush Pilot Sendromu” budur. (2,3).

Ancak bu tür uçuşlar doğru biçimde yapıldığında, sonuna “Sendrom” gibi bir hastalık çağrışımı yapan kavramlar eklenmeden ele alınabilir. Sonsuz gökyüzünde ve eşsiz doğa manzaraları üzerinde uçuş anlamında bush pilotluk yapmak gerçek bir özgürlüktür. Havacılık otoritelerinin koyduğu veya ticari uçuş koşullarının belirlediği kuralların ötesinde gönlünce uçup, istediği yere inip istediği zaman tekrar havalanan pilotların yaşadığı doyum tarifsizdir. Emir yok, kural yok, takip edilme yok, hesap verme yok… Uçuş sevdalıları için, zorlu manevralar yaparak uçakla oynaşmak hiç de fena değildir. Otomobil ve motorsiklet tutkunlarının trafiğe kapalı pistlerde hız ve manevra denemeleri yapmalarına benzer bir yaşantıdır bu… Sınırları zorlamak, biraz heyecan yaşamak ve adrenalin bazılarına iyi gelir.

Türkiye’de bush pilotluğun temsilcileri uzun yıllar boyunca THK pilotları ile zirai ilaçlama yapan pilotlar olmuştur. Ülkemizde bu işi yurtdışı ve yurtiçinde hakkıyla yapmış bir pilot var: Oben Oğultarhan. Eskişehir İnönü doğumlu, 2 bin paraşüt atlayışı var; ABD’de teknoloji mühendisliği okumuş, Kazakistan ve Kamçatka Adalarında çalışmış. 2005 yılında Türkiye’ye dönüşünde MNG’de görev almış; Ay-Jet Uçuş Okulunda öğretmenlik yapmış ve sonra kendi şirketini (Martı Havacılık) kurmuş. ABD ve Rusya’dan sonra, Bakü-Ceyhan Boru Hattı devriye uçuşları şeklinde bush pilotluk yapmış. Altın Kanatlar Genel Havacılık Derneği Başkanı. Küçük uçaklara âşık; askeri jetlere veya büyük yolcu uçaklarına hiç heves etmemiş. Gerçek havacılığın bush pilotluk olduğunu söylüyor. Ölümünün havada olmasını istiyor. Türkiye’de bugün bush pilotluk yapan 8-10 kişi olmakla birlikte sistemin bunu özendirmemesi yüzünden çoğu bu işten vazgeçmiş; Oben Oğultarhan halen Ozan Çağlar ARSLAN isimli genç bir bush pilot yetiştirmekte. (1)

Kaynaklar:

1.  http://www.amatorpilot.com/Details.aspx?id=164

2.  Stephen Irwin. “Alaska officials target bush pilots’ culture to reduce crashes” California Aviation, 7 Sep 2004.  http://archives.californiaaviation.org/pilot/msg00093.html).

3.  Mitchell K.M. The Bush Pilot Syndrome.

     http://www.faa.gov/library/online_libraries/aerospace_medicine/sd/media/mitchell.pdf

Hazırlayan: Dr. M. Çetingüç

Yorumlar