BÜLTEN YAZILARI — 08 Temmuz 2012 at 11:32

Jet lag ve shift lag sendromları

by

İnsan organizması günlük (sirkadian) ritimlerle uyumlu bir işleyiş gösterir. Günün belirli saatlerinde daha aktif ve verimli olunurken, belirli periyodlarda da fiziksel ve zihinsel işlevlerde yavaşlama olur. Bu ritmin dışarıdan bazı zorlamalarla değiştirilmesi halinde ortaya çıkan uyumsuzluk tabloları, jet lag ve shift lag sendromları olarak bilinir. Bunlar insanın fiziksel ve zihinsel yetersizlikler yaşamasına ve sonuçta kaza yapmasına yol açtığı için özel önem taşımaktadır.

A. Jet Lag

Boylamlar geçilerek (transmeridien) yapılan uzun menzilli ve süratli kıtalararası yolculuklarda, içsel-biyolojik saatle varılan bölgenin coğrafi saati arasındaki uyumsuzluk (desenkronizasyon), bir dizi zihinsel ve fiziksel performans bozukluklarına yol açar. Jet lag (jet sarhoşluğu, jet yorgunluğu, jet mahmurluğu, uçak altı) denen bu sendromun havacılar için potansiyel bir problem olduğuna ilk kez 1931′de Post ve Getty tarafından dikkat çekilmiş, daha bilimsel yaklaşım ise 20 yıl sonrasında Strughold’dan gelmiştir (4,8,9).

Beyinde suprakiazmatik çekirdekteki pacemaker, bilemediğimiz biçimde zaman ayarı yapmakta olup, belirli periyodlarda sinir hücrelerini ateşlemektedir. Zaman ayarının dış uyarıcıları (zeitgebers) olarak bilinenlerin en önemlisi ışıktır; diğerleri dış ısı değişimleri, yemek ve uyku ihtiyacı, sosyal zorunluluklar, fizik aktivite, vs’dir. En önemli uyarıcı olan ışık, gözden retinaya ulaştığında buradaki sinirleri uyararak beyine sinyaller gönderilmesini başlatır. Melatonin salgısı baskılanır, Serotonin artar ve sistem aktivitesi hızlanır. Dış ışığın ve ısının azaldığı kış aylarında mevsimsel depresyonların ve intiharların, ışığın ve ısının arttığı bahar-yaz aylarında manilerin daha çok görülmesi bu faktör ile izah edilmektedir. Güneş ışığından daha az nasiplenen kuzey ülkelerinde depresyon ve intihar oranlarının yüksekliğinin de, mevsimsel depresyon hastalarına sabah saatlerinde kuvvetli ışığa maruz bırakmak şeklinde uygulanan fototerapinin de rasyoneli budur (kuvvetli ışık uyaranı ile serotonin’i arttırmak). Milyonlarca yıl gün ışığıyla uyanıp koşuşturan, hava kararınca uykuya geçen hayvanlar arasında doğal düzene sadece insanoğlu başkaldırmıştır. Biyolojik saatinin komutlarına karşı gelerek geceleyin de aktivitelerini sürdüren, gün doğumuna inat uyanmayan (yani kronobiyolojik zıtlaşmaya giren) insanoğlu, belki bazı rahatsızlıklar hissederek bunun faturasını ödemekte; bir yandan da otantik yaşama dönüş güdüsüyle kırsal nostaljiler ve şehirden kaçış fantezileri yaşamaktadır.

Jet lag belirtileri, uyku-uyanıklık (aydınlık/karanlık) paternlerine koşut işleyen hormon salınımı, vücut ısısı, hücre rejenerasyonu ve beyin dalga aktivitelerindeki altüst oluşla ilgilidir. Jet lag, kıtalararası uzun uçuşlar yapan uçuş mürettebatını, uzay adamlarını, bilimsel ve politik toplantılara katılmak üzere seyahat eden kişileri ve yarışmalara katılacak sporcuları özellikle ilgilendirir. Zihinsel ve fiziksel performans kaybı, bu kişilerin başarılarını önemli düzeyde azaltabilir (4,6,8,10).

Semptomatoloji: Uykusuzluk, yorgunluk, hazımsızlık, kabızlık, iştahsızlık, baş ve vücut ağrıları, terleme, bulanık görme, dizoryantasyon, zihin karışıklığı, konsantrasyon zorluğu, zaman ve mesafe algısı bozulmaları, reaksiyon zamanı uzaması, sinirlilik, yargı, karar ve bellek kusurları…

Jet lag sendromuyla ilgili temel bilgiler şunlardan ibarettir:

1. Dünyanın çevresi 360 boylamla bölümlenmiştir. Her iki boylam arası 4 dakikada, her 15 boylam 1 saatte geçilir; buna 1 zaman dilimi denir. Dünya çevresinde 24 zaman dilimi vardır. Dörtten az zaman dilimi kayması tolere edilebilmekte, 5 ve daha fazla sayıda zaman dilimi kaymaları jet lag belirtilerini arttırmaktadır.

2. Jet lag belirtilerinin devam süresi kabaca ‘geçilen zaman dilimi kadar gün’dür; başka bir ifadeyle, varılan yere vücudun uyumu ve belirtilerinin kaybolması (resenkronizasyon), aradaki saat farkı kadar gün alır. (İnce hesaplamalarda resenkronizasyon günde 1,5 saate çıkabilir; yani geçilen zaman diliminin 2/3′ü kadar güne kısalabilir.) Ancak tam düzelmenin daha uzun (batı yönlü 6 zaman dilimi kaymasında düzelmenin 10 gün, doğu yönlü kaymada 13 gün) sürdüğünü iddia edenler de vardır (12). İnsanların %30′u jet lag’ı daha uzun sürelerde atlatabilirler; özellikle yaşlıların jet lag belirtileri daha uzun sürer.

3. Kuzey-güney veya güney-kuzey uçuşlarında zaman dilimi geçilmediği, saat ve gece gündüz farkı olmadığı için genellikle uyumsuzluk belirtisi görülmez (9).

4. Gece-gündüz farklılığının çok belirgin olmadığı kutup bölgelerinde yaşayan insanların jet lag’den aşırı derecede etkilenmeyecekleri için, belki de jet lag problemi itibariyle en problemsiz pilotların eskimolardan çıkacağı, fantastik bir varsayım olarak ileri sürülmüştür (5).

5. Batıdan doğuya doğru olan uçuşlar, doğu-batı yönlülere göre daha problemlidir; uykusuzluk başta olmak üzere belirtilerin şiddeti daha fazla, düzelme süresi daha uzundur (2,5,6,9,11,12).

6. Vatan veya ev yönü uçuşlarda (doğuya doğru bile olsa) jet lag etkileri daha iyi tolere edilebilmektedir (9).

7. Jet lag belirtilerinin gün geçtikçe azalması beklenirken, üçüncü gün bozukluklarının ilk günlere göre daha şiddetli olması ilginçtir (5).

8. Varılan bölgenin yeme-içme-uyuma saatlerine riayet etmek ve sosyal aktivitelerine katılmak uyum süresini kısaltır. Daha yolculuğun başlangıcında kol saatini varılacak bölgenin saatine ayarlamak, adaptasyona yardımcı olabilir. Kritik görevleri olan kişilerin gidecekleri yerlere 3-7 gün önce gidip uyum için zaman kazanmaları en iyi yoldur (8).

9. Proteinden zengin kahvaltı ve (düşük proteinli + yüksek karbonhidratlı) akşam yemeği yemek, uyum süresini kısaltmakta yararlı görülmektedir (2,9).

10. Kişinin resenkronizasyon için aktif çaba göstermesi ve yüksek motivasyona sahip olması durumlarında jet lag’in olumsuz etkilerini yenmesi daha kolaylaşmaktadır. Nörotik ve ekstrovert kişilerin semptomatolojisi daha zengin, introvertlerin sirkadien değişimlerden etkilenmesi görece azdır (3,4,11).

11. Pilotların uzun menzilli uçuş öncesinde yarım saatlik bir şekerleme uykusu (nap), yapmaları performansı arttırır; 30 dakikadan daha uzun uykular sersemlik ve uykululuk yaratabilir. Uçuş sırasındaki mikrouykular çok tehlikelidir. İkiden fazla pilotla uzun uçuşlar yapılan askeri ve sivil uçaklarda uyku kabinleri vardır, ancak buralarda her pilotun rahatça uyuyabileceği konusu şüphelidir.

12. Kıtalararası uzun uçuş görevi öncesinde ve sonrasında en az 2 gece tam uyku uyunmuş olmalı; böyle uzun uçuşlardan sonra pilotlara kısa menzilli (intrameridian) uçuşlar yazılmalıdır

13. Uzun uçuşlarda kol ve bacakları germe hareketleri yapmak, gezinmek, bir şeyler yiyip içmek ve çevredekilerle konuşmak, uyanıklılığı arttırmada işe yarayan yöntemlerdir.

14. Biyolojik saati düzenleyen kronobiyotik ilaçlar gerektiğinde doktor kontrolünde kullanılabilir. Doğu yönlü uçuşlarda gün kısaldığı için periyod kısaltıcı ilaçlar (Nomifensine, Chlordiazepoxide, Estradiol, Desmethylimipramine, Melatonin) yararlıdır. (Melatonin’in yararsız olduğu da söylenmektedir.) Batı yönlü uçuşlarda ise gün uzdığı için periyod genişletici ilaçlar alınması uygundur: Theophylline, Deuterium, Lithium, Amphetamine, Clorgyline, Ethyl Alcohol, vs. (9). Kronobiyotik ilaçlardan reçetesiz satılan ve özellikle yolcuların sıklıkla kullandıkları Melatonin ile No Jet-Lag’dir.

15. Kahve, çay ve tütün uyarıcı olarak; melatonin, alkol ve kısa etkili uyku ilaçları da uykusuzluğu gidermek amacıyla ampirik yöntemler olarak kullanılmaktadır. Tıbbi olarak etkinliği kanıtlanmış olan uyarıcılar kafein, modafinil, pemoline, metilfenidat ve amfetamin‘dir. Stimulanların sonraki uyku periyodlarını bozması olasılığı da unutulmamalıdır.

16. Işığa (özellikle güneş ışığına) maruz kalmak, melatonini azaltmak ve serotonini arttırmak yoluyla sirkadian ritmi düzenlemede yararlıdır. (2,8,9,10,11).

Jet Lag pratiği

Havacılık artık 7 gün/24 saat’lık bir endüstri olduğundan, erken kalkışlar, gece uçuşları, peşpeşe zaman dilimi geçişleri rutindir. Gece veya gündüz uçuşlarında uyuklayan, yorgunluk, dikkat dağınıklığı ve algı bozukluğu yaşayan pilotlar uçuş emniyeti için risktir. Kıtalararası uzun menzilli uçuşlara ait kaza oranları, kısa-orta menzilli uçuşlara göre 3 kat fazladır (13). Havacılık tıbbından beklenen, uzun uçuşlar yapan insanlara ve özellikle de emniyetli uçuş yapması istenen uçuş ekiplerine jet lag’den kurtulma çarelerini sunmasıdır.

Jet lag’in pratiğiyle ilgili bir örnek: İngiltere’den öğle üzeri kalkan bir uçağın yolcusu Los Angeles’e vardığında, iç saati 20′yi, lokal saat ise öğlen 12′yi gösterdiği için bir karmaşa yaşayacak; yolcu kendi iç saatine göre gece yarısı gibi hissettiği saatte uykuya yatacak ve ortalama 8 saat sonra (kendi sabahına) uyandığında Los Angeles’te gece saat 01 olduğunu fark ederek kendini ikinci bir karmaşanın içinde bulacaktır. Bu süreçte sindirim sisteminin acıkma, yeme ve boşaltım düzenleri de bozulacaktır. Bu problemler, emniyetli bir uçuş yapması beklenen pilotlar için yolculara göre daha büyük önem taşır.

Iberia Airlines’in, Madrid’den Mexico City ve Tokyo’ya uçuşlar yapan İspanyol pilotlarında 2 yıllık periyodu kapsayan araştırması jet lag sorununu irdelemiştir. İlki batı yönüne ve 7 zaman dilimi, ikincisi doğu yönüne ve 8 zaman dilimi geçilerek yapılan bu uçuşların dönüşleri de tersine olduğu için, iki yönlü jet lag etkilerinin analizine fırsat vermiştir. 50 yaş altı ve 50 yaş üstü olarak iki gruba ayırılan pilotlarda uçuş öncesi 2 gün, varılan şehirde kalma süresince 2 gün ve Madrid’e dönüşü takibeden 2 gün olmak üzere toplam 6 günlük kayıtları (nabız, vücut ısısı, anksiyete, yorgunluk ve zaman tahmin becerisi) tutularak analiz edilmiştir. Genelde jet lag semptomları (özellikle yorgunluk) doğu yönlü uçuşlarda ve 50 yaş altı grupta biraz daha fazla görülmüştür. Anksiyete mola periyodunda ve 50 yaş altı grupta artmıştır. Zaman tahmin becerisi uçuş bitimlerinde bozulmuş ve olduğundan ileri saatler söylenmiştir (11).

Finlandiya’da yapılan başka bir araştırmada ise ABD’nin Seattle (batı yönlü) ve Japonya’nın Tokyo kentlerine (doğu yönlü) uçan kabin ekiplerinin (285 bayan, 57 erkek) jet lag sorunu incelenmiştir. Gittikleri kentlerde birer hafta dinlenme periyodu geçiren ekiplere, uyku kalitesi, yatakta kalma süresi, jet lag’den kaç günde kurtuldukları gibi sorular sorulmuştur. Beklenen bir sonuç olarak, doğu yönlü uçuşlar uyku kalitesini bozmuştur. Batı yönlü gündüz uçuşlarından sonra yatakta kalma süresi azalmış; Helsinki’ye dönüşlerdeki ev uykularının süre ve kalitesi artmıştır. Ev dışı konaklamalarda daha çok alkol tüketilmesinin uyku kalitesini bozan etmenlerden birisi olduğu da vurgulanmıştır. Ev yönlü uçuşlardaki semptomların azlığı, ev rahatlıkları yanında, ailevi ve sosyal mutluluklarla da ilgili görülmektedir (12).

Jet Lag’den Kurtulma: Geçilen her zaman dilimi 1 saatlik bir kaymaya eşdeğerdir; varılan bölgenin saatlerine bedenin adaptasyonu ise, geçen her gün için 1,5 saat kadardır. Yani eğer 9 saatlik bir zaman farkı söz konusu ise, varılan yere uyum 6 günde tamamlanacaktır. Londra’dan Los Angeles’e uçan pilot (alışkın olduğu uyku düzenine göre yatıp kalkmak koşuluyla) 2-3 gün sonra tekrar Londra’ya dönerse orada jet lag yaşamayabilir. Jet lag’in yarattığı rahatsızlıklar ve düzelme süresi seyahatin yönüne göre değişebilmektedir:

a. Batıya Uçuş (Londra-NY): Londra’dan 5 saat geride olan NY’da öğle 5 saat geç olur. Böylece NY’a varan bir pilot için gün 29 saate uzar. Vücudun biyolojik saati 24 değil, 25 saat olduğundan jet lag ölçüsü 29-25 = 4 saat olacaktır.

b. Doğuya uçuş (NY-Londra): Bu uçuşta gün 24-5=19 saate kısalacak, 25-19 = 6 saatlik jet lag olacaktır. Bu hesaplamalar, aynı ölçüde zaman dilimi kayması olmasına karşın, doğu yönlü uçuşlardaki jet lag’in daha şiddetli geçtiğini göstermektedir.

Jet Lag’den Korunma Teknikleri: Eğer uzun bir uçuş sonrası kısa bir mola verilip hemen dönülecekse, varılan yerin yeme ve uyuma saatlerine göre değil, kalkış yerindeki alışılmış programa uygun davranılması gerekir. En zor molalar, varılan yerde 24 saat civarı kalışlardır. Çünkü bu süre hem tek bir uyku seansıyla halledilecek kadar kısa, hem de 2 iyi uyku sığdırılacak kadar geniş değildir. Bu nedenle varış sonrası sınırlı bir istirahat, bir süre sonra da kalkışa kadar iyi bir uyku şeklinde bir düzenleme yapılmalıdır. Daha uzun süreli molalarda, varılan yerin yeme ve uyuma saatlerine olabildiğince uyumlu davranılması önerilmektedir.

Uyku plânlaması: Uçuş öncesi uyku düzeninde 3 basit kural dikkate alınmalıdır:

  • 1. Kural: 1 saat uyku uyumakla, 2 saat uyanıklık kredisi kazanılır,
  • 2. Kural: Gerektiği kadar uyku, göreve başlama saatine yakın bitecek şekilde ayarlanmalıdır,
  • 3. Kural: 1/3 kuralı uygulanmalıdır.

Örnek: Bir pilot Londra’dan NY’a 5 saatlik bir uçuş ile gelmiştir ve 24 saat mola süresi vardır. Otel odasına vardığında lokal saat 21′i göstermektedir. Uyku kredisi sıfırdır; pilot uyku plânlamasını 2 şekilde yapabilir:

1. Seçenek: Pilot uçuşa kadar olan 24 saatlik sürenin son 8 saatini uykuda geçirmek zorundadır (2. Kural). Kalan 16 saatin uyku plânlaması 3. Kural’a göre yapılabilir: 16′nın üçte biri olan 5 saat 20 dakika süre hemen otele varıldığında uyunarak, sonraki 10 saat 40 dakika (2. Kural) uyanık geçirilerek tamamlanır ve son 8 saat tekrar uyunarak lokal saate göre ertesi gün 21′de uyanılıp uçuşa geçilmiş olur. Bu sırada pilotun vücut saati 02′dir ama 16 saatlik bir uyanıklık kredisi kazanılmış durumdadır. Bu seçenek uçuş öncesinde 8 saat uyku uyunmuş olmasıyla avantajlı; ancak 5 saat 20 dakikalık ilk uyku periyodunun çok kaliteli olmayışı, ayrıca gece ve sabah erken saatlere gelen (02,20-13) uyanıklık periyodunun asosyal ve sıkıcı olması yönleriyle de dezavantajlıdır.

2. Seçenek: Pilot otel odasına geldikten sonra 1 saat 20 dakikalık kısa bir uyku uyur; 22,20′den 01′e kadar 2 saat 40 dakika gece eğlencesini takiben 4 saat daha uyur; 05-13 arasını uyanık geçirir ve sonra saat 13-21 arasındaki üçüncü uykusunu 8 saat olarak gerçekleştirerek uçuşa başlar. Bu plânlamanın avantajları: Uyanıklık devrelerinde sosyal aktiviteler daha canlıdır; ayrıca 1. ve 3. uyku periyodarının uyku kalitesi oldukça iyi, vücut ısısı da düşüştedir. Dezavantajları: Uyku devreleri kısa ve rahatsız edicidir, ayrıca 2. periyod uykusunda vücut ısısı yükseliştedir ve bu da kaliteyi bozan bir unsurdur.

İdeal plânlama için 2 uç öneri getirilebilir: Uçuş ekipleri transmeridyen uçuşlarından sonra vardıkları bölgede ya jet lag etkilerinden tamamen kurtulana kadar yeterli bir süre (Finli pilotlar gibi 7-8 gün) kalacaklar, ya da alışkın oldukları düzene göre izole yaşayıp-uyuyarak kısa zamanda dönüş yolculuğu yapacaklardır. Bu ikinci seçenek biyolojik saati korumaya yönelik olup daha tercih edilesidir; ancak yeterli uyku ve istirahat periyodu bırakılmadan dönüş uçuşuna geçildiğinde riski fazladır (11).

B. Shift Lag

Coğrafi bölge değiştirmeden, iş zorunluklarıyla (nöbet, acil durumlar, gece görevleri vs.) yaşama (çalışma) periyodu ile uyuma (dinlenme) periyodunun kısmen veya tamamen yer değiştirmesi hallerinde vücudun iç ritmi bu yeni düzene uymakta zorlanır. Bu durum kıtalararası-transmeridien uçuşlardaki jet lag’a benzer belirtiler çıkmasına neden olur (7). İnsanların çoğu gündüz çalışıp gece istirahat etmeye alışık ve yatkındırlar; bunun tersine çevrilmesinde, jet lag’dekine benzer yorgunluk, uykusuzluk, genel keyifsizlik hali, gastroentestinal ve diğer psikosomatik yakınmalar belirir (9).

Gündüz çalışıp gece dinlenen ortalama insanın bu düzenini artı ve eksi yönlerde çekiştiren iki kronotip tanımlanmıştır:

1.  Tarlakuşları: Vücut ısıları günün erken saatlerinde yükselen, gündüz aktiviteleri fazla olan ‘sabah kuşları’ grubudur; performans eğrileri içedönüklere benzeyen, erken yatıp erken kalkan bu grup insanlar horozlara da benzetilmiştir.

2.  Baykuşlar: Geç yatıp geç kalkan, vücut ısıları günün ileri saatlerinde pik yapan, performansları da bu zamanlarda yükselen ‘gece kuşları veya akşam insanları‘ grubudur. Geceleyin daha verimli ve üretken olan bu (noktürnal) insanların hayvanlar dünyasındaki diğer eşdeğerleri hamamböcekleri, solucanlar ve kurbağalardır. (2,5,9)

Alışkın olunan çalışma/dinlenme periyodunun değiştirilmesiyle vücut ısısı, kan şeker düzeyi ve zihinsel çalışma kapasitesi etkilenir; psikosomatik bozukluklar çıkar. Hava trafik kontrolörlerinde vardiya değişimlerinin tetiklediği hipertansiyon ve mide ülseri olguları bildirilmiştir. Vardiya değişimine zaman içinde alışma ve buna bağlı rahatsızlıklarda azalma olsa bile toplum dışı kalmak ve herkesten ayrı bir zaman diliminde yaşamak olgusu ayrıca önemli bir psikososyal sorundur (1). Vardiya değişiminin yol açtığı psikomotor bozukluklar, kaza oranlarının gece yarısından sabaha kadar olan sürelerde en yüksek oranlara çıkması ile kendisini gösterir (3). 3 Mile Island nükleer reaktör kazası (N.York-1979) gece vardiya değişiminin hemen akabinde; Chernobyl nükleer reaktör kazası (Ukrayna-1983) ve Bhopal kimyasal fabrika kazası (Hindistan-1984) da sabahın erken saatlerinde meydana gelmiştir. Her üç kazada da vardiya düzensizliği, kaza etmenleri arasında gösterilmiştir (2).

Vardiyalı çalışmanın zorunlu olduğu fabrikalar, hastaneler, emniyet ve askerlik teşkilatları, ulaşım ve taşımacılık sektörü gibi alanlardaki vardiya düzenlemelerinde dikkat edilmesi gereken prensipler şunlardır:

1. Birkaç saatlik çalışma periyodu kaymaları ciddi problem yaratmaz.

2. İleri saatlere doğru olan vardiya kaydırmalarına (batı yönlü uçuşlar gibi) daha iyi tahammül edilir.

3. Vardiya süreleri 3 haftadan az, 4 haftadan çok olmamalıdır. Devamlı olarak belirli bir vardiyada çalışmaya istekli olanlar bünyesel yatkınlık veya alışkanlık nedeniyle bu kuralın dışında tutulabilirler.

4. Vardiya değişimlerindeki ilk 4 gün kritiktir. Önemli görev yerlerindeki kişilerin ilk 4 günde o vardiyaya alışık kişilerle desteklenmesi gerekir.

5. Gece vardiyalarının daha kısa tutulması ve ancak iyi bir istirahatten sonra gece çalışmasına başlanılması doğrudur.

6. Kişilerin dikkat ve uyanıklıklarını canlı tutmak için gece vardiyasında yiyecek, içecek, müzik yayını gibi uyarıcı yöntemler yararlıdır.

7. İşgörenlerin vardiya değişimlerini daha iyi tolere edebilmeleri için görev motivasyonlarını yüksek tutmanın yolları aranmalıdır.

8. Vardiya düzenlemelerinde kişilerin sabah veya akşam insanı oluşları dikkate alınmalıdır.

KAYNAKLAR

1. Cooper CLThe stress of work: An overview. Aviat Space Environ. Med. 1985; 56: 627-31

2. Hawkins FH. Human factors in flight. Gower Tech. Press. 1987 Aldershot, England. P.48-57

3. Klein KE, Wegman HM. Circadian rhythms of human performance and resistance: Operational aspects.

AGARD Lecture Series No.105. 1979

4. Klein KE, Wegman HM. Circadian rhythms in air operations. AGARD Lecture Series No.105. 1979

5. McGann B. Psychological aspects of transmeridian flights. Institute of  Psychology Dublin, Ireland. The Irish

Airline Pilots Ass. Paper No.2, 1971

6. Rayman RB. Circadian Rhythms. In: Fundamentals of Aerospace Medicine. Edited by Roy L Dehart.

Pergammon Press N.York 1985, Chapter 13: 414

7. Schroder DJ, Goulden DRA. Bibliography of shift work research: 1950-1982 FAA.-AM-83-17 Oklahoma. 1983

8. Strughold H. Circadian rhythms: Aerospace medical aspects. In: Aerospace Medicine, Edited by Randel HW.

2nd. Edit. 1971 p.47-55

9. Winget CM, DeRoshia CW, et al. A review of human physiological and performance changes associated with

desynchronosis of biological rhythms. Aviat Space Environ. Med. 1984;54: 1085-93

10. Wooten VD. Fatigue and desynchronosis in aircrew. The Federal Air Surgeon’s Medical Bulletin. Summer 2002: 8-9

11. Ariznavarreta C, Cardinali DR, Villanua MA, et al. Circadian rhythms in airline pilots submitted to long-haul

transmeridian flights. Aviat Space Environ. Med. 2002; 73:445-55

12. Suvanto S, Partinen M, Harma M, Ilmarinen J. Flight attendants’ desynchronosis after rapid time zone changes.

Aviat Space Environ. Med. 1990; 61:543-7

13. Roach GD, Rodgers M, Dawson D. Circadian adaptation of aircrew to transmeridien flight. Aviat Space

Environ. Med. 2002; 73:1153-60

Hazırlayan: Dr. M. Çetingüç

Yorumlar