BÜLTEN YAZILARI — 08 Temmuz 2012 at 12:15

Havayoluyla Seyahatlerde Kabin içi Ölümler

by

Son yıllarda havayolu taşımacılığı ile seyahat eden yolcu sayısındaki artışla birlikte, yolcuların yaşlarında ve kronik ve/veya ciddi sağlık sorunları bulunma sıklığında da artış görülmektedir (1). Yolculuk sırasında yükseklikle orantılı olarak kabin içindeki hava basıncı değişiklikleri, özellikle koroner, pulmoner, serebrovasküler sorunları olan ve anemik hastalarda, parsiyel oksijen basıncında azalmaya bağlı olarak risk artışına neden olur. Ayrıca kabin içindeki ses, vibrasyon ve türbülans travmaları da yolcular üzerinde olumsuz etki yaparak gastrointestinal ve vestibüler sistemi zarara uğratabilir. Özellikle uzun menzilli uçuşlarda hareketsizliğin yarattığı venöz staz ve pıhtılaşma artışı da olumsuz etkilere yol açar. Jet Lag oluşumuna neden olan saat değişiklikleri, günlük sirkadien ritmi bozarak, özellikle metabolik ve endokrin hastalıkları bulunan yolcularda risk oluşturur (1,2).

Uçuş esnasındaki acil durumlarda hedef, yolcuyu acil yardım gelene kadar stabilize etmektir. Kabin görevlileri ilk yardım ve bazı temel sağlık müdahalelerini sağlamada bilgili ve yardımcı olsa da, deneyimli bir hekim yolcunun varlığı, hayat kurtarıcı işlemlerde çok önemlidir. Eğer uçuş sırasında tıbbi bir acil oluşursa, çoğu havayolu şirketi telsiz telefon ile yerdeki sağlık personeline başvurabilme kapasitesine sahiptir. Eğer hekim bir yolcu yoksa; kaptan, havayolu tıbbi departmanı ile ya da danışman hekimle iletişim kurabilir. Bazı havayolları ise tıbbi departmanları olmadığı için 24 saat danışmanlık veren sağlık şirketleriyle özel sözleşmeler yapabiliyor (3,4,5). FFA’ın önerisiyle 1986′dan itibaren uçaktaki bir sağlık personelinin bizzat kendisinin ya da yerdeki bir sağlık personelinin önerisiyle kabindeki başka bir kişinin kullanımı için özel ilk yardım kitlerinin bulundurulması zorunlu hale getirilmiştir (1).

Uluslararası havayolu taşımacılığında senede yaklaşık 70-80 kabin içi ölüm görülür ki bu, her 1 milyon yolcuda %0.31 gibi bir sıklık demektir. Bu hastaların çoğu orta yaşlı (ortalama 53.8), erkek (%60) yolculardır. Kabin içi ölümlerin en sık (%48) sebepleri kardiyovasküler hastalıklardır. Ayrıca terminal dönem kanser (%6), kabin içi yaralanmalar (%6), immün sistem hastalıkları (%3), alerjik reaksiyonlar (%3) da kabin içi ölüm nedenlerindendir. Ölümlerin yaklaşık %33′ünde ise herhangi bir sebep bulunamamıştır.

Ölümle sonuçlanan bu rahatsızlıkların en sık sebebi ani kalp durmasıdır. Bu yolcuların çoğunda (%77) daha önceden bilinen kalp hastalığı hikayesi yoktur. Ani kalp durmasına sebep olan en sık ritm bozukluğu ise ventriküler fibrilasyon (VF)’dur (7). Bu tür bir olayla karşılaşıldığında, en sık yapılan uygulama, kardiyopulmoner resusitasyona devam edilerek en yakın havalimanına inilmesi (diversion) idi. Bu, en iyi koşullarda bile en az 20 dakika almaktadır. Ancak VF olan bir hastanın defibrilasyonunda 1 dakikalık bir gecikmenin bile yaşam şansını %10 azalttığı gerçeği ortaya çıkınca kabin içinde otomatik eksternal defibrilatörlerin (OED) kullanımı gündeme gelmiştir. OED’ler, kalp durması durumlarında sağ kalım şansını arttırmaktadır. ABD’de ticari uçaklara ilk OED’leri yerleştiren Amerikan Havayolları’dır. Amerikan Havayolları’nda Haziran 1997-Temmuz 1999 arasındaki 2 sene zarfında OED’ler 200 kez kullanılmıştır. OED’lerin bu hastalardaki sensitivitesi (VF’u tanıma yeteneği) ve başarılı defibrilasyon oranı %100′dür. Hastalara hiçbir zaman uygun olmayan şoklar verilmemiştir. Tedavinin devamındaki sağ kalım ve hastaneden taburcu olma sıklığı ise %40′dır. OED’lerin bu yararları görüldükçe, Haziran 2001′den itibaren FFA, ticari havayolları nda OED bulundurma zorunluluğu getirmiştir (5).

Her yıl milyonlarca yolcunun taşınmasıyla bağlantılı olarak, uçuş esnasında oluşan ölümler kaçınılmazdır; ancak yine de sayı olarak son derece azdır. Bu ölümlerin önüne geçmek için, hasta yolcuları uçuşun dışında bırakmak ya da uçuş öncesinde sağlık taraması yapmak bu ölümlerin sadece çok az bir kısmını önler. Şu anki bilgilerimiz, uçuş sırasında görevli bir hekimin varlığının, bu ölümleri azaltabileceğini göstermemektedir. Uçaklarda mevcut olan tıbbi yardım kitlerinin varlığının da kabin içi ölümleri önlemede yararlı olmadığı öne sürülmüştür. Uçak yolculuğunda oluşan ölümler, önceden sağlıklı olduğu bilinen yolcularda daha sık meydana gelir ve önlenmesi de imkânsız gibi görülmektedir. Bu yüzden esas önem, kabin personelinin ilk yardım, temel kardiyak resusitasyon desteği ve OED kullanımı eğitimine verilmelidir ve bu eğitimler periyodik olarak tekrarlanarak, bilgi birikimleri güncellenmelidir (1,6,8).

Hazırlayan: Dr. Kerem Erkalp, Bağcılar Eğitim ve Araştırma Hastanesi Aneztezi Kliniği-İstanbul

Kaynaklar:           

  • 1. Harve H, Hamalainen O, Kurola J, Silfvast T. AED use in passenger during a long-haul flight: Repeated defibrillation with a successful outcome. Aviat Space Environ Med 2009; 80 (4):405-8
  • 2. Neidhart P, Suter PM. Pulmonary bulla and sudden death in a young aeroplane passenger. Intensive Care Med. 1995; 11: 45-7
  • 3. Sohail MR, Fischer PR. Health risks to air travelers. Infect Dis Clin N Am 2005; 19: 67-84
  • 4. Cummins RO, Chapman PJC, Chamberlain DA, Schubach JA, Litwin PE. In-flight deaths during commercial air travel. How big is the problem? JAMA 1988; 259 (13): 1983-8
Yorumlar