BÜLTEN YAZILARI — 14 Temmuz 2012 at 10:44

Bayan Uçuş Ekipleri ve HAMİLELİK

by

Uçuş koşullarının hamile bayanlarda yaratabileceği başlıca sorunlar şunlardır:

1) Hamileliğin ilk aylarında hormonal değişimlere bağlı olarak sabah bulantı ve kusmaları (morning sickness); daha sonraki aylarda gebeliğe özgü tansiyon yükselmeleri (eklampsi) olabilir; bunlar uçuşta yerdekinden daha problemlidir,

2) Hamilelerin çoğunun vücudunda (özellikle bacaklarda) ödem ve varis gelişir; sık idrara çıkma ihtiyacı, bazılarında kanama görülebilir,

3) Diyabet, plasenta anomalisi, düşük tehdidi ve çoğul gebeliği olanlarda sorunlar daha fazladır,

4) Ticari havayolu uçaklarındaki düşük kabin basıncı ve hafif düşük oksijen bebek için önemli bir sorun yaratmaz; ancak aşırı oksijensizlik (hipoksi) bebek ölümlerine yol açabilir,

5) Kabin basıncı kaybına bağlı dekompresyon hastalığı bebeklerin düşük ağırlıkta doğmaları ile sonuçlanabilir,

6) Kıtalararası-uzun menzilli uçuş yapan hamile personelin jet lag belirtileri daha zor geçer,  7) Kutup bölgelerini de kapsayan yüksek irtifa uçuşlarındaki kozmik radyasyon, özellikle gebeliğin ilk 3 ayında bebekte Down Sendromu ve lösemi riski yaratabilir,

7) Ağır kaldırmada ve bazı hareketlerin yapılmasında hamilelik ilerledikçe zorlanmalar olur,

8 ) Türbülans gibi sert uçuş hareketlerinde uçak tutması ve kusma olabilir; düşme-çarpma durumları bebeği incitebilir,

9) Vibrasyon ve gürültü fazlalığı fetüsü olumsuz etkileyebilir,

10) Uçuş korkusu ve heyecanı bazı hamile yolcular için önemli bir stres kaynağıdır; panik ataklara ve erken doğumlara neden olabilir, ama uçuş ekiplerinin genellikle böyle sorunları yoktur.

Kısıtlamalar

A. Sivil uçuş ekibi: En ideali, bayan uçuş ekiplerinin gebeliğin belirlenmesinden itibaren yer görevlerine veya kısa iç hat seferlerine kaydırılmalarıdır. Ama bunu oldukça katı bir tutum olarak değerlendiren bazı şirketler, yoğun bulantıları ve başka ciddi komplikasyonu olmayan bayan uçucuların 13. haftaya, bazıları da 20. veya 27. haftaya kadar uçmalarında sakınca görmemektedir. 500 kabin görevlisi hamile bayanın değerlendirildiği bir araştırmada, belirli süreler uçuş görevlerine devam eden ekiplerin doğum sonrası bebeklerinde bir anormallik olmadığı görülmüştür.

B. Askeri pilotlar: Askeri savaş uçaklarında G kuvvetleri rahim içindeki bebeği zorlayabilir. Anti-G suit, paraşüt ve diğer omuz-vücut bağlamaları (harness) hamile bayan pilotların karın bölgelerini sıkıştırabilir. Uçaktan atlama durumları (ejection) fetüs için çok daha büyük travma yaratır. Bu nedenlerle bayan askeri savaş uçağı pilotlarının hamileliğine sıcak bakılmamakta, doğum kontrol yöntemleri önerilmekte ve her 14 günde bir gebelik testi istenmektedir. Askeri nakliye uçaklarında görevli bayan pilotlar G kuvvetlerine ve vücutlarını sıkan bağlara maruz kalmadıkları için görece rahattır; ayrıca uçak içinde gezinme olanakları olduğu için de bacak ödemi, varis ve emboli riskleri azdır. Buna rağmen hamilelikleri belirlenen askeri pilotların uçuşları kesilerek yer görevlerine alınırlar.

C. Yolcular: Ticari yolcu uçaklarında seyahat edecek hamile bayanlardan 7 aylığa kadar olanlar için bir engelleme / kısıtlama uygulanmaz; ancak 7. ayını (28 hafta) tamamlamış hamile bayanların uçağa binerken hamilelik süresini, muhtemel doğum tarihini ve varsa gebelik komplikasyonlarını gösteren (ve tarihi 1 haftadan eski olmayan) bir doktor raporu ibraz etmeleri istenir. Erken doğum riski olmayan komplikasyonsuz olgular bu şekilde hamileliğin 9. ayına (35 hafta) kadar uçabilir. 36. haftadan itibaren, yani normal doğuma 10 günü kalmış bayanların özellikle uzun menzilli uçuşlarına müsaade edilmez. Çoğul gebeliklerde bu kısıtlama 32. aydan başlatılır.

Tavsiyeler

Hamile bayanlar uçuş sırasında bol su içmeli, belirli aralıklarla gezinmeli ve bacak hareketleri yapmalı; ödemi ve varisi olanlar elastik çorap giymeli, bulantısı olanlar önceden ilaç almalıdır. Doğumunun yakın olduğunu bir şekilde gizleyerek uçağa binen veya uçuş heyecanıyla beklenen zamandan önce uçakta doğum yapan kişiler olabilir. Uçakta bir kadın-doğum uzmanı veya ebe-hemşirenin bulunması bir şanstır; buna rağmen zor doğumlara, düşük ve kanamalara uçak içinde müdahale etmek kolay değildir ve yaşamsal tehlikeler de olasıdır. Bu nedenle hamile yolcuların durumlarını şansa bırakmamaları gerekir. Ticari havayolu şirketlerine düşen görev ise, yurtdışı örneklerinde (MedAire) olduğu gibi, uçuş sırasında 24 saat radyo-telsizle yerden destek veren sağlık kuruluşlarıyla anlaşma yapmaları ve tıbbi yardıma ihtiyaç duyan kişilere doğru müdahale imkânı sağlamalarıdır.

Hazırlayan: Doç. Dr. Muzaffer Çetingüç

Yorumlar