BÜLTEN YAZILARI — 14 Temmuz 2012 at 10:52

PortClinic’te uçuş doktoru var mı?

by

2005 yılından itibaren PortClinic olarak izlediğimiz şirket, 2001 yılında Medline adıyla kurulup, TAV, DHMİ ve THY ile bağlantılı biçimde bugün 35 bin havaalanı çalışanına ve yılda 23 milyon yolcuya sağlık hizmeti vermekte imiş. PortClinic Yönetim Kurulu üyesi Engin Güven’in Hürriyet Gazetesinin 19 Ekim 2008 tarihli İK ekinde yayınlanan açıklamalarından; havaalanı personeline “sıfır hata ile” 1. basamak sağlık hizmeti sunmaktan başka, Atatürk Havalimanı içinde her noktaya acil durumda 4 dakika içinde ulaşımın hedeflendiğini, THY’den bilet alım aşamasında hastalığını veya engelli olduğunu bildiren yolculara refakat, sedye veya başka araçlarla yardımcı olunduğunu, uçuş raporu verildiğini, 5555 çağrı sistemi kurulacağını, otopark dâhil her yere 60 adet acil telefon (hotline) yerleştirileceğini… öğreniyoruz. Reklâm programlarını izlemiyorsak ve bu sıradan bir PR çalışması değilse kulağa çok hoş geliyor, ideal bir hizmet olarak takdir ediyoruz. Ama şirketin Strateji ve İş Geliştirme Koordinatörü de olan Engin Güven röportajda öyle şeyler söylüyor ki inanalım mı, inanmayalım mı, tereddüt içinde kalıyoruz. Şöyle diyor; “Uçuş sırasında 38 günlük bir bebeğin kalbi durdu, müdahale ettik, 40 dakika boyunca yaptığımız kalp masajı ve oksijen takviyesi ile geri döndürdük…” Burada duralım; PortClinic uçak içinde de doktor veya sağlık personeli mi bulunduruyor? Bir bebeğe kalp masajı uygulamak gibi sofistike bir beceriyi kim gösteriyor? Uçak içinde tesadüfen bulunan bir çocuk, reanimasyon veya kardiyoloji uzmanı yaptıysa bunun PortClinic ile hiçbir alakası yok; şirketin sağlık elemanları yaptıysa, nasıl olduğunu bilmek isteriz. Bizim bilgilerimize göre THY’nin veya PortClinic’in havada uçak içinde sağlık personeli de, sağlık hizmeti de yok; sadece uçağın demirbaşı olan tıbbi kitler var ve acil durumlarda yolcular arasındaki hekimlerden yardım isteniyor. Naif vatandaşları havada böyle bir hizmet veriliyormuş gibi etkilemek ticari etiğe uygun mudur?

Havacılık Tıbbı Derneği olarak beklentimiz, havaalanlarında sorumluluk alan kuruluşların (DHMİ, THY, PortClinic, vs) kadrolarında uçuş doktorlarının olmasıdır. Uçağa binmeden önce, hasta yolculara havayoluyla seyahat edip edemeyeceklerini söyleme, hafif ve orta dereceli hastalara sağlıklı biçimde uçabilmeleri için önerilerde bulunma yetkisine sahip, bu konuda eğitimden geçmiş doktorların görev aldığı havaalanlarında tıbbi sorunlar daha emin ellerde olabilir. Bu uçuş doktorları havadaki uçaklardaki acil durumlar için 24 saat yerden telsiz bağlantısıyla danışmanlık hizmeti de verebilir. Bir hastaya tekerlekli iskemle veya sedyeyle yardım etmek, acil telefon ağı kurmak ve 4 dakikada hasta kişilere ulaşmak da önemli hizmetlerdir; ama bir havaalanı içinde ve bir uçuş ortamında verilen hizmetin, binlerce insanın seyahat için bulunduğu (Esenler Otogarı, Haydarpaşa Tren istasyonu gibi) başka yerlerden biraz farklı yönleri olmalıdır.
İstanbul’dan başka Ankara, İzmir, Antalya ve Adana’da da hizmet veren PortClinic, havaalanı içindeki gerek uçuş personeline ve gerekse yolculara tıbbi destek verirken uçuş doktorlarından yararlanıyorsa söyleyeceğimiz bir şey yoktur; çünkü doğrusu budur ve bunu takdir ederiz. Ama havacılık tıbbı konusunda eğitimi olmayan hekimlerle iş görülüyorsa bu eksiktir, yetersizdir. Çünkü uçuş ortamının düşük basınç, düşük oksijen, düşük nem ve üç düzlemdeki hareketleri, insan fizyolojisini ve psikolojisini umulmadık biçimde etkiler. Astım, anemi, kalp yetmezliği, fıtık, ameliyat, alçı, sinüzit, dalış, panik, fobi, hamilelik, beyin kanaması gibi pek çok tıbbi duruma özel uçuş kısıtlamaları vardır. Özellikle kritik bazı hastalığı olan kişiler, hastalıkları nedeniyle değil uçuş koşullarının hastalıklarını kötüleştirmesi yüzünden yaşamsal risklere girebilirler. Bu konulardaki kararı ve müdahale usullerini ancak havacılık tıbbı eğitimi almış hekimler bilebilir. Röportajda, çok titiz ve çalışkan bir hekim olduğu anlatılan PortClinic Şirketinin kurucusu Dr. İbrahim Kurt’dan beklentimiz, bu yönde adım atmasıdır. (Bu yazı, www.gokyuzuhaberci.com sitesinde 2008 yılı Kasım ayı boyunca yayınlanmış, hiçbir geri bildirim alınmamıştır)

Doç. Dr. Muzaffer Çetingüç

Yorumlar