BÜLTEN YAZILARI — 15 Temmuz 2012 at 10:57

Uçuş ekiplerinin beslenme sorunsalı

by
Uçuş ekipleri genelde iyi beslenmeyen bir gruptur; şöyle ki:

1. Kısa uçuşlarda yolcuların uçağa kabulü, yardım edilmesi (yaşlılar, özürlüler, çocuklar, korkanlar…) ve denetlemesi (bagaj, emniyet kemeri, cep telefonu, vs.) ile başlayıp, ikram dağıtımı-toplanması telâşı ile devam eden süreçte kabin ekiplerinin iş yükü gerçekten de çok fazladır; kendilerine ayıracakları özel beslenme zamanları yoktur.

2. Gecikmeli ve aktarmalı uçuşlarda da zamana karşı yarış yaşandığı için, ekibin kendi yemeklerini yemesi genellikle mümkün olmaz; ya sonraki uçuşa ertelenir, ya da ayaküstü atıştırmalardan ibaret “alaminüt” bir beslenme yapılır.

3. Uzun uçuşlarda yemek fırsatı genellikle vardır; ancak varılan ülkede yatılı kalış olduğundan, bu kez farklı kültüre özgü alışılmadık gıdaların tüketilmesine bağlı sindirim sistemi bozuklukları, bağırsak enfeksiyonları görülebilir. Jet-lag ile sıkça karşılaştıkları için, bu sendromun en önemli belirtileri olan iştahsızlık, hazımsızlık, kabızlık ile uğraşırlar.

Öğün atlatmış, açlığı başına vurmuş veya yetersiz beslenmiş uçuş ekiplerinde, kan şekeri düşmesi (hipoglisemi) ve vücudun sıvı eksiği (dehidrasyon) nedeniyle fiziksel ve zihinsel performans azalması; algı-yorum-karar verme hataları, gerginlik, tahammülsüzlük vs. ortaya çıkması olasıdır.

Psikolojik boyut: Beslenme, sadece vücudun ihtiyaç duyduğu gıdaları mideye indirmekten ibaret mekanik bir eylem değildir; hoş görünümlü, güzel kokulu ve lezzetli bir şeyleri, tadını alarak yemenin verdiği psikolojik doygunluk ve keyif hissini de unutmamak gerekir. Uçuş sırasında veya uçuş aralarında hızlıca yenen yemeklerde bu keyfi tam anlamıyla yakalamak mümkün değilse de, biraz relaks olup yediklerinin tadını alma fırsatı yaratmak uçuş ekipleri için lüks sayılmamalıdır.

Uçuş ekiplerinin sağlıklı beslenme ilkeleri: Pilotlar ve kabin ekipleri, iş yükleri fazla olmasına rağmen, sporcular kadar yoğun fiziksel aktivite içinde olmadıklarından, yüksek kalorili bir beslenme rejimine ihtiyaç duymazlar. Ortalama enerji ihtiyaçları günlük 2.200-2.700 kalori arasındadır. Bu miktarın aşılmaması veya altına düşülmemesi (oruç, diyet) gerekir. Uçuş öncesi veya uçuş sırasında çabuk kana karışarak süratli enerji veren karbonhidratlı gıdalar, uçuş sonrası geniş aralarda ise proteinli gıdalar tercih edilmelidir.

Özellikle pilotlar fazlaca gezinme, hareket etme olanakları olmayan, oturarak görev yapan kişiler oldukları için, (uçuş dışı zamanlarda da spor ve egzersiz yapmıyorlarsa,) kan yağları yükselme riski altında kişilerdir. Bu nedenle beslenmelerinden doymuş yağları ve fast-food gıdaları çıkarmaları önerilir. Alınacak besinin ve kalorinin gün içindeki dağılımı da önemlidir. Örneğin 2.500 kalorilik bir yemeğin tek veya iki öğünde alınması yerine, bunun gün içine yayılması daha doğrudur. Oruç, seyrek aralarla çok; katı diyet, seyrek aralarla az yeme durumlarıdır. Her iki durumda da kan şekerini düşüren, fiziksel ve zihinsel performansı azaltan beslenme düzensizliği söz konusudur ve kritik görevler yapan başka meslek grupları gibi uçucular için de son derece sakıncalıdır.

Gaz yapan gıdaların, düşük kabin basıncı koşullarında bağırsak gazlarının genişlemesine bağlı ciddi karın ağrılarına neden olmak gibi bir sakıncası vardır. Kafeinli içeceklerin fazla tüketilmesinin sinirlilik, uykusuzluk ve çarpıntı yaptığı unutulmamalıdır.

Uçuşta kabin havasındaki nem oranının düşüklüğü nedeniyle solunum ve ter yoluyla su kaybı artacağından sıvı alımının arttırılması önerilir. Uçuş ekiplerinin sık aralıklarla su veya meyve suyu içmeleri; 4-5 saatte bir de yemek yemeleri gerekir. Su ve enerji takviyesinin yorgunluğu azaltmak kadar, uçuşun monotonluğunu giderme, dikkat ve konsantrasyonu arttırma gibi ikincil yararları vardır.

Hazırlayan: Doç. Dr. Muzaffer Çetingüç

Yorumlar