YABANCI UÇAK KAZALARI — 07 Ağustos 2012 at 21:35

Hindistan kazası

by

22 Mayıs 2010 sabahı saat 6.30’da Dubai’den gelen Air India Express’e ait bir B-737-800 uçağı Mangalore Havalimanı’na iniş sırasında düştü ve yanarak parçalandı. Uçağın ILS yaklaşmasıyla alçaldığı, 8 bin ft’lik pistin 2 bin ft’lik bölümüne teker koyduğu ve geriye kalan mesafe içinde duramaması nedeniyle bu kazanın olduğu bildirildi. Havaalanının, etrafındaki vadilerden 80-100 metre yüksek bir platoda olmasının, düşen uçağın daha fazla parçalanmasına ve emercensi vasıtalarının da kaza mahalline ulaşmalarının gecikmesine neden olduğu öğrenildi.

Gelen bilgiler, kazanın iki şekilde olma ihtimalini gösteriyor:

1. İlk olasılığa göre kaza, pisti yüksek ve hızlı yakalayan pilotların ilk temaslarını pistin 2 bin ft. mesafesinde yaptıkları; uçağı pist içinde durdurmak için verdikleri bütün mücadeleye rağmen uçağın emniyet şeridini aşarak hızla yokuş aşağı vadiye düşerek parçalandığı ve yangın çıktığı… Piste ilk vuruşun oldukça sert olduğu, burun lastiklerinin patladığı… Kazazedelerden biri, ‘uçağın piste sağ kanadı yerde, sol kanadı havada olarak vurduğunu ve ardından ikiye bölünerek parçalandığını’ söylemiş.

2. Diğer olasılık, pisti yüksek ve hızlı yakalayan pilotun, piste indiğinde, pistin sonuna kadar duramayacağını tahmin ederek Go-Around yapmak istediği, fakat bunu yapmakta geç kaldığından pist sonundaki ILS anten kulesine çarpıp vadiye çakılarak parçalandığı ve yandığı.

En son haberlerde kokpitteki güç kolları pedastalının bulunduğu ve pozisyonlarının da max. güç pozisyonunda olduğu yazılı.

Hindistan havacılığının içinden gelenler, bu kazanın göründüğü kadarıyla pilot hatası olsa bile, Hindistan havacılığını yönetenlerin ilgisizliklerinin, bilgisizliklerin ve hatalarının etken olduğu kanısındalar. Havacılığın bütün branşlarındaki eğitim eksikliği, aşırı iş yükü ve teknik malzeme yetersizliği sistemin limitlerini zorlamakta…

Hindistan’da sadece 7 adet hava trafik radarının olduğu ve modern yaklaşma sistemlerin de sadece birkaç önemli havaalanında kurulu olduğu yazılıyor. Son yıllarda çok az kaza olmasına rağmen uçuş güvenliğinin hiç de iyi olmadığı, yalnız geçen yıl havadayken uçakların birbirlerine çok yaklaştığı 15’e yakın olay olduğu ve bunlardan birinde Hindistan Başkanının uçağının bile neredeyse bir helikopterle çarpışmasına saniyeler kaldığı biliniyor. 2009 yılında 42 adet sarhoş pilot vakası görüldüğü, havadayken kabin görevlileri ile kavga ettikleri ve bu sırada uçağın kumandalarını terk ettikleri, yeterli kalifiye eleman çalıştırılmadığı, eğitimlerin hakkıyla verilmediği, personelin çok fazla çalışmaya mecbur edildiğine ilişkin rapor ve şikâyetler var.

Bu kaza insan faktörünün ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Hindistan havacılığını iyi tanıyanlar, böyle bir kazanın her an beklendiğini, son 10 yıl içinde benzer bir kazanın olmamasının tamamen bir şans olduğunu söylüyorlar.

2008 yılının Nisan ayında Hindistan Sivil Havacılık Müdürü Kanu Gohain, ülkelerindeki 10 havayolunda uçan 600 uçak için elinde sadece 3 müfettiş bulunduğunu basına açıklamış. 2006 yılında ICAO, teknik personel eğitim ve lisanslandırmasında Hindistan’ı en kötü ülke ilân etmiş.

Bu kaza Hindistan havacılığındaki zafiyetlerin artık patlama noktasına geldiğinin belirtisi olarak görülüyor. Ülkede hâkim olan, adamını kollama, işini bilmeyen fakat bildiğini zanneden idareciler, eğitmenler, SOP’ları uygulamada isteksizlik, CRM eksikliği, eğitim ve operasyon kontrolü yapacak teşkilat ve personelin yetersizliği gibi durumlar yıllardır konuşulduğu halde aynen bizdeki gibi bütün bunları üzerine alan kimseler yok.

Türkiye gibi havacılığı hızlı gelişen ülkelerden biri olan Hindistan da, aniden büyüyen pilot açığını yabancı pilotlar alarak gidermek istemiş. Bugün ülkede bu kazayı yapan kaptan dahil 565 yabancı pilotun olduğu yazılıyor. Hint hükümeti bütün bu pilotların gelecek yaza kadar yerlileriyle değiştirilmesi kararını almış ve havayollarına da tebliğ etmiş.

Hükümetin kazada ölenlerin yakınlarına 4 bin 260 dolar, şirketin de 21 bin 250 dolar ödeyeceği açıklandı. Uçağın 2,5 yaşında olduğu ve bakım yönünden bilinen hiçbir sorunun olmadığı kaydediliyor. (Ünal Başusta, www.airkule.com)

2010 Kasım ayında açıklanan raporda, Sırp kaptan pilot Zlatko Glusica’nın 3 saatlik uçuşun büyük bölümünü uyuyarak geçirmiş olduğu, kokpit ses kayıtlarında horlama seslerinin duyulduğu, inişte uyku sersemliğiyle piste yanlış açıda yaklaştığı, yeni bir iniş denemesi için uçağı kaldırmaya çalışırken yere çaktığı yazıldı.

Yorumlar