BÜLTEN YAZILARI — 09 Ağustos 2012 at 12:04

Billund Havaalanı olayı

by

Basından izlemiş olabileceğiniz gibi, 4 Haziran 2003 günü saat 16.30’da bir Onur Air uçuşunun iniş safhasında (Danimarka Billund Havaalanı) kaptan pilot Kahraman Tokuşoğlu fenalaşmış ve kalp krizi nedeniyle vefat etmiştir. Bu üzücü olayın tek tesellisi, 56 yaşındaki pilotun belki kendisinin de bilmediği sinsi bir kalp hastalığının ilk belirtilerini (nefes darlığı) fark ederek kumandayı diğer pilota devretmesi, çok sayıda masum insanın yaşamının kurtulmasıdır. Pilotun ailesine ve arkadaşlarına baş sağlığı diliyoruz.

Bugün kazasız biten her hava yolculuğu, sisteme titiz katkıları olan uçuş ekibi, bakım, hava trafik ve sağlık personeli ile yöneticilerin eseridir. Bu anlamda ülkemiz sivil havacılığının bir çok başka ülkeye göre sicilinin oldukça iyi oluğu da söylenebilir. Ama bu dinamik bir süreçtir ve titizliğin hiç elden bırakılmaması gerekir. Mükemmel bir uçuş bir sonrakinin garantisi sayılamayacağı gibi, çok sağlıklı bir pilotun ertesi gün de sağlıklı olacağı söylenemez.

Havacılık Tıbbı Derneği olarak ilgi ve sorumluluk alanımız tıbbi konular olduğu için, kaza potansiyeli taşıyan sağlık problemlerinin sıfırlanması veya en aza indirilmesi gereğini sürekli vurguluyoruz. Özellikle pilot muayenelerinin havacılık tıbbı alanında eğitim almış hekimlerin görev yaptığı (ve sayısı 5’i geçmemesi gereken) hastanelere bırakılmasını ve sağlık problemi olan pilotların hiçbir biçimde geçemeyecekleri bir tıbbi kontrol sistemini savunuyoruz. (Binlerce pilotun bulunduğu TSK’da pilotaj muayeneleri sadece 3 hava hastanesinde yapılmaktadır.) Erzurum Numune Hastanesi, İstinye Devlet Hastanesi, Selçuk, Dicle, Fırat, Pamukkale, Abant Üniversiteleri de dahil 40’dan fazla hastaneye uçucu muayene yetkisi vermenin mantığını anlayamıyoruz. Yetki Ulaştırma Bakanlığı tarafından bu kadar çok yere dağıtıldığında, muayenelerin havacılık tıbbı alanında ehil olmayan ellere bırakılması kaçınılmaz olmaktadır. Adı geçen ve geçmeyen hastanelerin çoğu zaten iddialı olmadıkları bu işe talip de değilken yetkilendirilmiş bulunmaktadırlar. Bu durum hem sağlık kontrol kalitesini azaltmakta, hem de bazı problemli kişilerin kendilerini gizleyebilmelerini kolaylaştırmaktadır. Bazı sağlık sorunları (epilepsi, diyabet, kalp, hipertansiyon, depresyon) olup da gizleyerek kendilerini ve başkalarını riske atan bazı pilotlar her ortamda bulunabilir, ama problem büyük ölçüde sistemdedir. Sivil havacılığımızdaki sağlık kontrol sisteminin yeniden yapılandırılmaya, ciddiyetle ele alınarak ehil ellere teslim edilmeye ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz.

Ancak sistemin içinde olmakla birlikte, sağlıklarına özen göstererek insanlarımıza emniyetli uçuşlar sağlayan pilotlara şükran borcumuzu unutmuyor ve onları bu kaygılarımızdan tenzih ediyoruz. Ekte, uçuşta ani tıbbi yetmezlik (inkapasitasyon) konusunda bir gözden geçirme yazısı bulunmaktadır; ilginizi çekeceğini umuyoruz.

Saygılarımızla.

Havacılık Tıbbı Derneği

Yönetim Kurulu

Ek :PİLOTLARDA UÇUŞTA ANİ TIBBİ YETMEZLİK DURUMLARI

Doç.Dr. Muzaffer Çetingüç

Yolda yürürken veya istirahat esnasında bile ortaya çıkabilecek olan ani tıbbi yetmezlik – ATY (inkapasitasyon) durumları uçuş sırasında bir pilotun başına geldiğinde doğacak tehlikenin boyutu bireysel olmaktan çıkar, pilotun taşıdığı yolcu sayısından da fazla olabilir. Yer koşullarında yaşamsal olmayan ve basit müdahalelerle yatıştırılabilecek olan bazı tıbbi problemler bile uçuş koşullarında pilotu yetersizliğe düşürme ve ağır kazaların nedeni olabilme potansiyelindedirler. Birçok pilot bu rahatsızlıkları hissettiğinde tam veya kısmi yetmezlik içine girer; bazıları çeşitli nedenlerle kendini iyi göstermeye çalışabilir, kumandayı diğer pilota devretmek istemeyebilirler… Bu gibi durumlarda kural, iki kez aynı soruyu sorduğunda cevap alamayan 2. pilotun kumandayı almasıdır.

ATY nedeni olabilen hastalıklar :

Kalp krizi, beyin kanaması, bayılma (senkop, epilepsi), kan şekeri ve tansiyon yükselmesi / düşmesi durumları, mide kanaması, fıtık-böbrek-safra kolikleri, kulak-sinüs–diş ağrıları, migren, vertigo, hipoksi, ateş, gıda zehirlenmesi, bulantı-kusma, ishal, uçak tutması, panik, kullanılan ilaçların yan etkileri, yorgunluk, uyuklama, vs.

Uçucuların tıbbi yetmezliklerine ait ilk raporlar balon uçuşlarına aittir. 1808 yılında bir baloncu uçuşta beyin kanaması geçirmiş, 1887 yılında ise 2 baloncu yüksek irtifa hipoksisi nedeniyle ölmüşlerdir. Uçak uçuşlarına ait ilk ATY olguları ise 1911 yılında İngiltere ve ABD’de görülmüş, biri kalp krizi diğeri de epilepsi geçiren pilotlar kaza yapmışlardır.

Amerikan Havayolu Pilotları Birliği’nin (ALPA) 1955-66 yıllarını kapsayan istatistiklerine göre, ATY nedeniyle lisanslarını kaybeden 891 pilotun ilk sırada yer alan rahatsızlıkları koroner kalp hastalığı olmuştur. 1960-66 yıllarını kapsayan bir IATA (Uluslararası Hava Taşımacılık Birliği) raporunda, pilotların ölmediği ancak uçuşta tıbbi yetersizliğe düştüğü 42 olgu bildirilmiştir. 1961-68 periyoduna ait 17 olguluk başka bir raporda ise, bu pilotların tümünün kalp krizi nedeniyle ATY geçirdikleri, bunların 13’ünün uçuşun son safhasında (yaklaşma, iniş ve taksi) olduğu, 5’ inin ise bu sırada öldüğü bildirilmiştir. 36 bin pilotun 10 yıl içindeki uçuşlarını kapsayan diğer bir IATA araştırmasında, tıbbi yetersizlik geçiren 26 olgunun analizinde, 10 enfarktüs, 7 epileptik bayılma, 6 senkop ve 3 hipertansiyona bağlı beyin kanaması olguları rapor edilmiştir.

ABD Hava Kuvvetlerinde 120 milyon saat uçuş yapılan 1978-87 arasındaki 10 yıllık periyotta, uçuş sırasında ATY gösteren 23 olgu incelenmiştir. Bu olguların 7’si epilepsi, 5’i kalp hastalığı, 2’si böbrek taşı, 1’i fıtık, 1’i apandisit, 1’i pnömotoraks, 1’i beyin iskemisi nedeniyle uçağa kumanda edemez hale gelmişlerdir; uçuş sırasında bilinç kaybına uğrayanların sayısı 14, ölenlerin sayısı 3’tür.

Pilot ve uçuş mühendislerinin uçuş sırasındaki ATY olayları üzerinde ayrıntılı bir çalışma da Air France tarafından yayınlanmıştır. 1968-1988 periyodunda uçağın yönetiminde görev alan 1800 kişinin tarandığı ve 10 olayın incelendiği çalışmada, 8 olayda birer kişinin ve 2 olayda da tüm kabin personelinin tıbbi yetersizliğe düştükleri belirlenmiştir. Aşağıda özetlenen bu olaylar uçuş kazasına dönüşmeden atlatılmıştır.

Olgu – 1 : 53 yaşında kaptan pilot; uçuşta taşikardi hissetmiş, inişi takiben çekilen EKG’de atrial fibrilasyon görülmüş, ertesi günlerde kısmi felç ve epilepsi nöbeti geçirmiş olan pilot uçuştan ayırılmıştır.

Olgu – 2 : 54 yaşında kaptan pilot; uçuşta taşikardi nedeniyle yetersizliğe düşmüş, uçak en yakın meydana indirilmiş, panik içindeki pilotta hipertansiyon bulunmuş, sonraki testleri normal çıkan pilot 2 ay dinlendirilmiştir.

Olgu – 3 ve 4 : 45 ve 50 yaşında uçuş mühendisleri, ayrı uçuşlarda epileptik nöbet geçirmiş ve uçuştan ayırılmışlardır.

Olgu – 5 ve 6 : 40 ve 55 yaşında iki pilot; ayrı uçuşlarda mide kanaması geçirmişler, duodenal ülser belirlenerek ameliyat edilmiş, altışar ay istirahate alınmışlardır.

Olgu – 7 : 52 yaşında kaptan pilot; uçuş sırasında ani ve şiddetli başdönmesi nedeniyle uçağa kumanda edemez duruma girmiş, viral labirintitis tanısıyla tedaviye alınmış, 6 ay uçuştan alıkonmuştur.

Olgu – 8 : 39 yaşında pilot; uçuşta halsizlik, dermansızlık, ayağa kalkamama belirtileri üzerine incelemeye alınmış, hipoglisemi belirlenerek 15 gün istirahat ettirilmiştir.

Olay – 1 : 2 bin yerine 5 bin metre olarak yanlış kabin basınçlaması yapılan kargo uçağında tüm kabin personelinde hipoksiye bağlı rahatsızlıklar ortaya çıkmış, bu arada navigasyon hataları olmuştur. 20 dakika sonra fark edilerek ekibe oksijen verilmiş, basınçlama hatası da düzeltilmiştir.

Olay – 2 : Çabuk bozulabilir nitelikte 20 ton gıda maddesinin korunması için kullanılan kuru buzdan yayılan karbondioksit, havalandırma problemi yüzünden tüm kabin personelinde intoksikasyona neden olmuş; baş ağrısı, sık soluk alma belirtileri üzerine acilen oksijen maskeleri kullanılmış, havalandırma sistemi uygun şekilde çalıştırılarak sorun çözülmüştür.

Tüm uçuş kazaları içinde ani tıbbi yetmezliğe bağlı olanların oranı %1’den azdır. (1404 ölümlü uçak kazasından sadece 13’ü ATY nedeniyle olmuştur.) IATA istatistikleri, pilotun ATY olasılığının 1 milyon uçuşta 0.44 olduğunu göstermektedir. Birden fazla pilotlu uçaklarda bir tıbbi problem yüzünden kaza olasılığı 8 milyon saat uçuşta 1, pilotun kalp rahatsızlığı geçirerek inkapasitasyona girmesi ihtimali 20 milyon saatte 1’dir.

Bu yazıda pilotun tıbbi yetersizliğe düşme durumlarındaki olası tehlikeleri örnekleyen olgular ve istatistiksel sonuçlar özetlenmiştir. Ancak yazının eksiği, ülkemizdeki durumu gösteren araştırmalarla zenginleştirilememiş oluşudur. Keşke ilgili kamu ve özel kuruluşların havacılık tıbbı üniteleri bulunsaydı ve ülkemize özel durumları belirleyip, önlem ve öneriler hazırlasaydılar. Keşke Hava Kuvvetlerimizin yaptığı gibi yıllık uçuş emniyet toplantıları yapılıyor ve orada tıbbi problemler de tartışılıyor olsaydı. Mutlaka var olduğunu ama kamuoyundan ve bilim çevrelerinden gizlendiğini düşündüğümüz ani tıbbi yetmezlik durumlarının Fransız, İngiliz, Kanada, İsrail ve ABD kuruluşları kadar şeffaf bir tutumla ortaya konulmasını dilerdik.

Yazıyı hazırlayan : Doç Dr. Muzaffer Çetingüç

Yorumlar