BÜLTEN YAZILARI — 11 Ağustos 2012 at 11:07

Uçuş emniyeti perspektifinden yorgunluk

by

Bir uçakta bulunan sayıları yüzü geçen gösterge ve ikaz lambaları, uçağın performansı hakkında kesin bilgiler verebilmektedir; ancak söz konusu insan olduğunda performans ölçümü için kesin göstergeler ve matematik formülasyonlar bulunmamaktadır (5).

Kan ve idrarda katekolamin, kortikosteroid, sodyum, potasyum düzeyleri; ayrıca kalp atımı, EEG, uyarılmış potansiyel, galvanik cilt cevabı, pupilla çapı ölçümü ve ses frekans analizi gibi, yorgunluğun objektif parametreleri var ise de (10,12) kişisel ve motivasyonel farklılıklar, görecelikler vs. bu anlamda standart ölçüm ve sayısal değerler ortaya koymayı imkansız hale getirmektedir. Yani yapılan işin miktarı, çalışılan süre, vs. bir anlam taşır, ama gene de yorgunluk büyük ölçüde sübjektif bir kavramdır ve tanımı bile oldukça zordur (13).

Yorgunluk “yeterli dinlenme ve yenilenme imkanı olmaksızın uzun süreli / monoton, veya kısa süreli / yoğun fiziksel ve zihinsel aktivite sonucu kasların ve beynin çalışma kapasitesinin ve veriminin azalması hali” olarak tanımlanabilir. Bu tanımlamada, İngilizce’ deki “tiredness, exhaustion, fatigue” kavramlarının Türkçe’de pek ayrışmamış ve sıklıkla tek bir “yorgunluk” sözcüğüyle karşılanmakta oluşu bir eksiklik olarak görünmektedir. Daha doğru bir yaklaşım, “yoğun bir işin yapılması sırasında beceri ve karar verme işlevlerini azaltan durumu” yorgunluk terimiyle; “iş sonrasındaki işlev göremeyecek hale gelme durumunu” ise bitkinlik, tükenme sözcükleriyle ifade etmek olsa gerektir (10).

Yorgunluk sınıflandırımasını da; akut – kronik ve fiziksel – zihinsel olmak üzere iki biçimde yapmak daha uygun gibi görünmektedir. Akut ve fiziksel yorgunlukta, kaslarda laktik asit birikimine bağlı ağrı ve fonksiyon bozuklukları olur ve uzun olmayan sürelerle istirahat etmekle semptomlar düzelir. Fakat kronik ve birikici yorgunlukta düzelme daha uzun zaman alır ; çünkü kronik yorgunluk, çoğunlukla psikolojik ve zihinsel bozukluklarla ve stres birikimiyle iç içedir ve bunlar da kısa dinlenlemelerle düzelmez. Kronik yorgunluk, yıllar boyu birçok travmaya maruz kalıp, iç dokularında tahribat olduğu halde dıştan sağlam gibi görünen, fakat umulmadık anda kırılıveren sert cisimlerin “metal yorgunluğu” olarak isimlendirilen durumlarına benzer.

Japonların yılda 15 günü geçmeyen tatil ve günde 12-18 saatlik çalışma periyodlarının yarattığı yorgunluğu, hızlandırılmış dinlenme ve relaksasyon yöntemi olarak “zen meditasyonu” ile gidermeye çalışmaları yetersiz kalmakta; sonuçta ortaya çıkan ani ölümler “karoşi” adıyla bilinmektedir. Burada öldürücü olan, sadece yoğun çalışma değil, buna eşlik eden rakabet, acelecilik ve strestir.

HAVACILIKTA YORGUNLUĞUN NEDENLERİ, BELİRTİLERİ VE SONUÇLARI :

Uçuş emniyeti için yorgunluk daima bir tehdit unsuru olmuştur. Yorgunluğa yol açan veya yorgunluğu arttıran başlıca etmenler şunlardır : Hipoksi, G. kuvvetleri, ısı ve basınç değişmeleri, vibrasyon, gürültü, kötü hava koşulları, uçuş proğramlarındaki düzensizlikler, uzun ve monoton uçuşlar, kalkış-iniş gecikmeleri, emergency durumlar, jet-lag, vardiya değişimleri, uykusuzluk, kondüsyon azlığı vs. Fakat yorgunluğu arttırmarda belki bütün bunlardan daha önemli olanı, psikolojik streslerdir (7,8,9).

Yorgun bir insanın nükte yeteneğini kaybettiği, huzursuz ve sinirli olduğu, iştah ve kilosunun azaldığı bilinir. Böyle bir uçucunun kuvvet, beceri ve zamanlama hataları yapması, bellek kusurları göstermesi, yanlış kararlar vermesi… sonuçta, mürettebat ve yolcuları bir uçuş kazasının kurbanı haline getirebilir. Uçuş kazası olmasa bile, yorgunluğun performans azalmasına yol açtığı kesin bir bulgudur. Bir araştırmada nakliye uçaklarındaki kazaların % 56’sının, uçuşun en yorgun olunan son % 15′lik bölümünde meydana geldiği anlaşılmıştır (5). ABD’de yapılan başka bir araştırmada pilotların % 93′ü yorgunluğu uçuş emniyeti için çok önemli bir faktör olarak nitelemişlerdir. 1992 yılında Kuzey Irak üzerinde gözetleme uçuşu yapan pilotların da % 82′ si yorgunluğu bir risk unsuru olarak görmüşlerdir (1).

Uçuşta maruz kalınan hipoksi, G kuvvetleri vs. yorgunluk yaratırken, bu veya başka nedenlerle oluşan yorgunluk da, hipoksi ve G kuvvetlerine dayanıksızlık yaratmaktadır. Yorgun bir uçucunun göğüs, karın, bacak adalelerini yeterince gerememesi ve anti-G manevralarını etkin bir biçimde yapamaması sonucu G-LOC olasalığı artar. Yeterli ve dengeli beslenemeyen uçucularda da yorgunluk ve performans kaybı beklenmelidir.

Uykusuzluk, yorgunluğa neden olan ciddi uçuş emniyeti sorunlarından bir başkasıdır. Görev yorgunluğu yüzünden uyuma olanağı bulamayan veya uyumak istediği halde uyuyamayan insanların performansları giderek azalmaktadır. 1986 yılındaki Challenger uzay aracı kazasında, büyük ölçüde çalışanların uykusuzluğu sorumlu tutulmuştur. Uykusuzluk uyuşturucu bir ilaca benzetilmektedir. Yorgun ve uykusuz personelin kendilerinin de farkedemedikleri 1-2 saniyelik mikrouykuların çok riskli olduğu bildirilmektedir (6). Geceyarısından sonra 03-06 saatleri arasında, sanki kanda % 0.09 oranında alkol varmış gibi bir uyuşukluk oluştuğu, bunun da her tür kazaları arttırma potansiyelinde olduğu rapor edilmiştir (5). Kıtalararası uçuşlarda ortaya çıkan jet-lag ve vardiya değişimlerinde görülen shift-lag, sirkadien ritm kaymaları yoluyla yorgunluk ve performans azalması yaparak, uçuş emniyetini olumsuz yönde etkileyen durumlardır.

YORGUNLUĞUN TEDAVİSİ :

Yorgunluk bir hastalık olmamakla birlikte, hastalık kadar problemli bir durum olduğundan iyileştirilmesinde “tedavi” sözcüğünü kullanmak aykırı durmaktadır. Uçuş yorgunluğu hemen her olguda selim gidişlidir. Kesin tedavi runsal ve bedensel olarak dinlenmek, yorgunluğu yaratan veya arttıran etmenleri ortadan kaldırmaktır. Yeterince derinleşen kaliteli bir uyku, dinlenmenin temelidir. Uyku hijyenine özen gösterilerek dar zaman periyodlarında yapılan şekerleme uykuları da yararlıdır. Alkolün, uykuya dalmayı kolaylaştırdığı gerçektir ama uyku kalitesini bozduğu da unutulmamalıdır. Kafeinli içeceklerin uykuyu zorlaştırdığı; buna karşılık sütün, (içerdiği L-Triptofan maddesinin serotonini arttırması yoluyla,) uykuya yardımcı olduğu bilinmektedir (6).

Kafeinli içecekler (çay, kahve, kola) , karbonhidratlı yiyecekler, gerinme hareketleri, ılık duş, yorgunluğu bir süre hafifletebilmektedir. Uzun uçuş görevlerindeki ABD.’li pilotların yorgunluklarını gidermek için uçuş aralarında bolca kahve, kafein tablet, şeker, sigara, nikotin sakızı, meşrubat tükettikleri belirlenmiştir (1). Yorgunluğun rutin olmayan çarelerinden bir başkası da doping’dir. Amfetamin türevi stimulan ilaçlarla bazı askeri operasyonlarda kritik personelin performansı belirli süreler yüksek tutulabilmektedir (2).

Stimulan ilaçlarla sağlanan dopingin sakıncalarına karşılık, hem yasal ve hem de sağlık sorunları yaratmayan bir doping biçimi vardır ki, o da motivasyon’dur. Yorgunluğun metabolik ve fizyolojik ölçütlerinin var olduğu, yani subjektif değil, objektif yorgunluk kriterlerinin gözlendiği durumlarında bile, yüksek motivasyon ile bireyin fiziksel ve zihinsel performansını idame etmek mümkün olmaktadır. İyi bir lider, yüksek bir ideal ve takım ruhu olmak koşuluyla yapılan işlerde yorgunluk algısı azalmaktadır (8,13). Akut stresin alarm safhasında kortizol ve adrenalin salgısı insanın performansını olağanüstü düzeylerde arttırabilmektedir. Normalde kaldırılamayacak eşyaları kaldırma, koşulamayacak mesafeleri koşma, açılmayan paraşüt muhafazasını tırnaklanla yırtma gibi eylemlerde insanı korkunun da motive edilebildiği anlaşılmaktadır. 1974 Kamboçya harekatında ABD. Hava Kuvvetleri nakliye pilotları aylık maksimum uçuş süresinin hemen hemen 2 katı uçuşu kazasız olarak gerçekleştirilmişlerdir (10).

YORGUNLUK YÖNETİMİ :

Yukarıda sayılan bütün bu önlemlerle yorgunluk ancak uzatılabilmektedir. Dinlenmenin ertelenmesinin ve yorgunluğun uzatılmasının da bir sınırı vardır; çünkü yorgunluğa alışılamaz, sadece katlanılır (11). Fiziksel, sosyal ve psikolojik streslere daha duyarlı insanların yorgunluğa tahammülleri de azdır. Tersine maço pilotlar gerçekte yorgun oldukları halde, sonraki görevler için kendi kapasitelerini yeterli bulan, yorgunluklarını itiraf etmeyi zayıflık sayan insanlardır (12). İster yorguluğa fazla duyarlı, ister iradesiyle buna katlanma durumunda, isterse yorgun olduğu halde bunu itiraf etmeyen kişilik yapısında olsun; uçuş emniyeti organizasyonları her türden insanları ve bütün durumları kapsayan bir yorgunluk yönetimi planlamalıdır.

Önceden de belirtildiği gibi yorgunluğun kesin tedavi dinlenmektir. Özellikle komutan, şef, müdür vb. gibi yoğun sorumluluklar altında bulunan kişilerin bazen mesai saatlerini taşan, tatil gün ve gecelerini de kapsayan periyodlarda bedenen veya zihnen çalışmaya devam etmeleri kritik zamanlar için makul karşılanabilir. Fakat gündelik dilde “işkolik”olarak tanımlanan bazı insanların bu şekilde sürekli yorgunluğa katlanma ve dinlenmeyi erteleme temposu, er veya geç beklemeyen problemlerle sonuçlanabilme potansiyelindedir. İnsan bedeninin veya zihninin bir kova ile sembolize edildiği bir anlatımda, kovayı dolduran bir çok fiziksel ve psikolojik yorgunluk unsurları karşısında, kovanın drenaj imkanı varsa sorun çıkmamakta, yoksa kova taşmaktadır. (Burada drenaj ile dinlenme, taşma ile yorgunluğun patolojik sonuçları gösterilmektedir.)

İşkolik insanların uyuma, gevşeme, eğlenme, oyun oynama, seyahat etme, vb. gibi işdışı etkinlikleri zaman kaybettirici, gereksiz veya lüks saymaları yanlış bir yaklaşımdır. Sürekli ve yoğun zihinsel çalışma içinde olan, aynı anda bir çok iş ve sorunla uğraşan kişilerin bazen kendilerinden beklenmeyen büyük hatalar yaptıkları, en iyi bildikleri konularda bile bellek ve beceri kusurları gösterdikleri gözlenebilir. Komutan, uçucu, hava trafik veya bakım personeli olsun; unutkanlık, dikkatsizlik, gerginlik veya hoşgörüsüzlük içinde olan yorgun bir insanın yapacağı işlerde ve vereceği kritik kararlarda mutlaka yanlışlıklar olabilecektir. Eski deyimle “sürmenaj” olarak nitelenen bu durumun havacılıktaki sonucu uçuş kazalarıdır.

Hava operasyonu veya savaş durumlarında uçucuların performans kaybını önlemek üzere, her uçuştan önce 5-6 saatlik istirahat periyodları ve uçuşsuz günler konulmaktadır (1,10). Operasyon aralarındaki zamanlarda pilotun uyumasını sağlamak için kısa etkili sedatif ilaçlar, kritik durumlarda ise uykuyu erteleyip performansı arttırmak üzere amfetamin verilmektedir (2,3). Uçuş süresince pilotların yorgunluktan uyuklamalarını önlemek amacıyla, Almanya ve İngiltere’de sivil havacılıkta, uykuya geçişte gözlerin kapanmasına ve cilt gerginliğinin azalmasına duyarlı aletler geliştirilmekte ve bunlarla pilotun uyarılması üzerinde çalışılmaktadır (6).

KAYNAKLAR

1. Belland KM, Bissell C.: A subjective study of fatigue during navy flight operations over southern Iraq operation Southern Watch. Aviat Space Environ. Med. 1994; 65: 557-61

2. Caldwell JA.,Caldwell JL, Crowley JS, Jones HD.: Sustaining helicopter pilot performance with dexedrine during periods of sleep deprivation. US.Army Aeromedical Research Laboratory, Fort Rucker, AL 1992

3. Caldwell JL, Camperatore CA, Sharahan DF.: Triazolam and temazepam, issues and concerns relevant to the Army Aviation Community.U.S. Army Aeromedical Research Laboratory. Fort Rucker, AL. 1992

4. Dhenin G.: Aviation Medicine. Health and Clinical Aspetcs. Tri-Med Books Ltd. London 1978, s. 38-41

5. Flight Comment : Yorulma, ağır hava taşımacılığının bir problemi. Hv.K.K. Uçuş Emniyet Bülteni 1991, Sayı: 60 s.1-3

6. Hawkins FH.: Human Factors in Flight.Gower Technical Press 1987. s. 49-51, 61-62

7. Mohler SR.: Civil Aviation Medicine. İn: Fundamentals of Aerospace Medicine. Edited by Roy L. DeHart, Lea Febiger; Philadelphia 1985. s. 688-90

8. Oykam İF.: Havacılarda yorgunluk meselesi. Hava Dergisi, 1955, 46; 179: 15-17

9. Rayman RB.: Aircrew Health Care Maintanence. In: Fundamentals of Aerospace Medicine. Edited by Roy L.DeHart, Lea Febiger, Philadelphia 1985 s. 415-16

10. Rayman RB.: Cambodian airlift: a study of fatigue. Aviat Space Environ. Med. 1993; 64: 319-23

11. Sabuncuoğlu Z.: Çalışma Psikolojisi. Uludağ Ü. Yayını, 3. Baskı, Bursa. 1987 s. 57-58

12. Sheridan TB, Young LR.: Human factors in aerospace medicine. In : Fundamentals of Aerospace Medicine. Edited by Roy L.DeHart. Lea Febiger, Philadelphia, 1985 s.833-35

13. Üçer Y.: İnsan faktörlerinden yorgunluk. Hava K.K. Uçuş Emniyet Bülteni, 1993 Sayı: 78 s.12-18

Yazıyı hazırlayan : Doç. Dr. Muzaffer Çetingüç

Yorumlar