BÜLTEN YAZILARI — 14 Temmuz 2012 at 10:08

Uçak Kazalarında Tıbbi ve Psikolojik Destek

by

İnsanların ani ve yoğun streslere (travmalara) maruz kaldıkları kriz yaşantılarındaki tepkileri, travmatik yaşantının şiddetiyle olduğu kadar, kişilik yapısıyla da ilgilidir. Uçak kazası gibi durumlarda 4 çeşit tepki gözlenmektedir: Donakalanlar, çılgınlaşanlar, güvenlik edebiyatı yapanlar ve dengesini kaybetmeyenler. Bunların ilk üçü patolojik, dördüncüsü sağlıklı olandır. Kritik yaşamsal kaza durumlarında bazı insanlar kendini koruma ve kurtarma yönünde hiçbir eylemde bulunmadan donakalmakta (katotoni); bazıları koşuşturma, valiz toplama, sigara içme gibi amaçsız davranışlar sergilemekte; bazıları da kendilerine bir şey olmayacağı sanrısı içinde boş konuşmakta, önlem almayı düşünmemektedir. Genelde profesyonel havacılar uçuş streslerine karşı görece dayanıklıdırlar ve “dengesini kaybetmeyenler” grubunda yer alırlar. Uçağın anormal durumlarında ve kazalarda son ana kadar paniğe kapılmadan, uçağı ve içindekileri kurtarmak için ellerinden geleni yaparlar. Kaza sırasında kumandaları bırakan, çılgınca davranan pilota rastlanmamıştır.

İnsani bakış açısıyla, kokpit ve kabin ekiplerinin de travmatik durumlardan etkilenebileceği ve korkabileceği kabul edilir. Ancak profesyonellik, bu kişilerin yolcuları sakinleştirme, bilgilendirme ve yardım etme sorumluluğunu yerine getirmeyi (kriz yönetimi) ve kendi duygularını bastırmayı gerektirir. Kabin ekiplerinin uygulayacakları krize müdahale prosedürü ve iş bölümü önceden belirlenmiş ve tatbikatları da yapılmışsa, kaza anındaki kargaşa içinde serinkanlı davranılabilir. Kazadan sonra ise görev yerdeki krize müdahale ekiplerinindir.

Yolcular genellikle naif kişilerdir; uçuş güvenlik sistemlerini de, doğru davranışın ne olduğunu da bilmedikleri için, kitlesel histeri ve paniğe girmeye de, dengesiz ve kontrolsüz davranmaya da daha yatkındırlar. Büyük kazalardan sağ ve yaralı kurtulan yolculara tıbbi yardım yanında psikolojik destek de mutlaka yapılmalıdır. Hattâ kazada ölenlerin yakınlarına da psikolojik destek sağlanmalıdır. Ciddi bir psikiyatrik tablo olan travma sonrası stres bozukluğu kişisel ve kitlesel ölçekte ele alınmalıdır. Bu, tek başına bir şirketin başarabileceği bir iş olmadığından, ulusal sivil havacılık kurumunun organizasyonunu, özel kuruluşlarla anlaşmalar yapılmasını ve eğitimli / deneyimli kadrolu personelin bulunmasını gerektirir.

Travma sonrası stres bozukluğu

2003 yılında Diyarbakır’da düşen THY uçağında 75 kişi ölmüş, 5 kişi kurtulmuştu. Kurtulanlardan birinin anlatımı: “Etraf yangın yeri gibiydi; dumanlar içinde ölüler,  yaralıların feryatları, inleyenler, dua edenler…Uçaktan hiçbir şey kalmamış, kalanlar da yanıyordu. Sağ kalan birkaç kişi şaşkın halde birbirimize nerede olduğumuzu, savaş mı çıktığını soruyorduk; olan biteni hatırlayamıyorduk…

Böylesine büyük travmalar her insanı az veya çok etkiler. Travmatik durumları takiben akut veya kronik olarak gelişen bu klinik tablonun belirtileri şunlardır: Uykusuzluk, flash-back’ler, kâbuslar, ağlama, çarpıntı, titreme, vücut ağrıları, neşesizlik, huzursuzluk, duygusal küntlük, toplumdan çekilme, öfke patlamaları, alkol-sigara-kahve tüketimi artışı vs. Bu kişilere uzun süreli psikoterapi ve gerekiyorsa ilaç tedavisi desteği verilmesi gerekir.

Dünyada neler yapılıyor?

Meksika Sivil Havacılık Otoritesi emergency durumlarda uygulama zorunluluğu olan bir prosedür geliştirmiştir. Bu prosedürde “kazalara önceden hazırlıklı olunması ve kriz plânlarının bulunması gerektiği” özellikle vurgulanmaktadır. Amerikan Deniz Kuvvetlerinde, nerede bir kaza olursa oraya psikiyatrik destek için ivedilikle gönderilen Mobil Psikiyatrik Yardım Timi vardır. Kanada’da ise kaza sonrası tıbbi ve psikolojik destek için 365 gün / 24 saat hazır olan bir şirket (Mega Assistance Services Inc) bulunmaktadır. 2005 Ağustos ayında Toronto’da düşen Air France uçağına hemen yardıma koşmuş olan bu şirket, yerel otoritelerin de bilgi ve desteği ile yaralılara ve ölen yolcu yakınlarına destek olmuştur. Yaralıların sağlık durumları, hangi hastanede ya da otelde oldukları, ölenlerin nerede bulundukları, özel eşyalarının nerede tutulduğu, medya kanalıyla kamunun bilgilendirilmesi gibi ayrıntılar çok önemlidir. Böylesine kaotik ortamlarda ivedi somut çözümler üretebilmek ve bunu kazadan sonraki uzun periyotlarda da devam ettirmek gerekir. Bu kazadan, kriz yönetim merkezinin felâketin olduğu yerde kurulmasının daha yararlı olduğu dersi çıkarılmıştır.

Hazırlayan: Doç.Dr. Muzaffer Çetingüç

Yorumlar