BÜLTEN YAZILARI — 12 Ağustos 2012 at 12:15

Uçuş mürettabatında kanser sıklığı

by

Havacılık dünyasında uçağı uçuran pilot ve diğer mürettebatın uçuş sırasında maruz kaldıkları ve hastalık/ölüm nedeni olabilecek özel durumlar üzerinde sürekli araştırmalar yapılmaktadır. Pilot ve diğer uçuş mürettebatının belirli tip kanserler için yüksek risk taşıdıkları kanısı yaygındır ve konuyla ilgili araştırmalar bunu doğrulamaktadır. Pilotların uçuştan ayrılmalarına neden olan hastalıklar sıralamasında kanserler üçüncü sırada yer almakta olup, ilk iki sırada kalp ve nöropsikiyatrik hastalıklar bulunmaktadır.

British Airways, pilot ve uçuş mühendislerinin ölüm nedenleri üzerinde geriye dönük bir çalışma yapmıştır. Ocak 1950-Aralık 1992 arasındaki 43 yıllık dönemde görev yapan 7362 kişiden, ölmüş olan 719 uçucunun hastalık, ölüm ve yaşam beklentisi skorları, İngiltere’deki uçucu olmayan erkek popülasyon ile karşılaştırılmıştır. Bu geniş araştırmanın sonuçları şöylece özetlenebilir :

1. Uçucuların yaşam süreleri genel popülasyona göre birkaç yıl daha uzun bulunmuştur. (Bu, muhtemelen uçucuların sık tıbbi kontrollerden geçen, genelde sağlıklı ve sosyoekonomik düzeyleri yüksek kişiler olmalarıyla ilgilidir.)

2. Buna karşılık, uçucu grubunda siroz, beyin-kolon-mesane ve testis tümörleri ile melanoma’nın fazlalığı dikkat çekmiştir.

Kanada’da 1950-1984 yılları arasında ölen 578.000 kişi arasındaki 341 pilotun ölüm nedenlerinin araştırıldığı bir başka çalışmada, kanserlerin oranı görece fazla bulunmuştur. Bu araştırmada, 341 pilottan kanserden ölenlerin sayısı 12 olup, tiplere göre dağılımda; beyin, kolon-rektum kanseri ve Hodgkin hastalığı çoktur. Kanada Havayolu Şirketinde 1950-1988 yılları arasında görev yapan 891 pilottan ölmüş bulunan 71’inin ölüm nedenleri sıralamasında, kalp-damar hastalıkları ve kanser olguları ilk sıraları almış, kanser tipi sıralamasında ise Melanoma, Hodgkin, lösemi, prostat, rektum-kolon, beyin, testis, akciğer kanseri daha sık görülmüştür. İzlanda, Norveç, İsveç, Danimarka ve Bulgaristan’da da askeri ve sivil kesimde uçan erkek ve bayan uçucularda kanser olguları değerlendirmeye alınmış, sonuçları hiçbir komplekse kapılmadan yayınlanmıştır. Astronotların kanser riskinin de kontrol grubundan yüksek çıktığı açıklanmıştır.

Uçuşta kanser riskini arttıran nedenler

1960’lara gelinceye kadar ticari havayolu uçakları rutin uçuşlarında yüksek irtifalara çıkmazlardı. Uçak teknolojisindeki gelişmeler ve sürat gereksinimi, son 40 yılda yüksek irtifada uzun menzilli uçuşları zorunlu kılmış, bu koşullarda görev yapan uçuş mürettebatı da ister istemez düşük dozlu kozmik radyasyona uzun sürelerle maruz kalır olmuştur. Uçuş aletlerinin yaydığı elektromanyetik dalgalar, ultraviyole ışınları, ozon gazı, jet yakıtı emisyonu (özellikle benzen) ve uçağın yapı elemanlarından buharlaşan kimyasallar da, uzun süreçte uçucular için bilinen veya bilinmeyen zararların nedenleri arasında sayılmaktadırlar. Kanserojen unsurlar arasında en fazla itham edileni kozmik radyasyondur, ama bunun zararlı etkileri de uçuşun rotası, irtifa, süre ve bu süreçteki güneş aktivitelerine göre değişir.

Güneş ve diğer yıldızlardan gelen radyasyon, atmosfer yoğunluğunun görece az olduğu yüksek irtifalarda daha şiddetlidir. Partiküller atmosferin alt tabakalarına indikçe zayıflar. Ayrıca dünyanın magnetik alanı, solar ve galaktik partiküllerin yönünü değiştirir ve atmosfere girişini büyük ölçüde engeller. Bu kalkan etkisi ekvator hattında en fazla, kutuplarda ise yarı yarıya azdır. Uluslararası Radyolojik Korunma Komisyonu (ICRP) jet uçuşları yapan personelin radyasyon problemini “iş riski” saymaktadır.

Bizim için birinci soru şudur : Bilimsel çalışmaların yapılacağı bu çok merkezler arasına Türkiye sivil havacılığının tıbbi üniteleri de dahil olacak mıdır, yoksa ticari havayolu şirketlerimizdeki uçuş personelimizin kanser risklerini bilmemek daha mı rahatlatıcıdır ? İkinci soru, batılı bilim çevrelerinde bilinen veya şüphelenilen bazı olgular varken, bunları yok saymak veya tartışmamak suretiyle, ileride (milyonda bir oranında bile olsa) radyasyona bağlı kanser geliştiren bir mürettebatın dava açma hakları olabileceği dikkate alınmamakta mıdır ?, çok daha önemlisi bu kişilere haksızlık yapılmış olmayacak mıdır ?…

Yazıyı hazırlayan : Doç. Dr. Muzaffer Çetingüç

Yorumlar