GÜNCEL — 20 Şubat 2014 00:34

HAVAALANLARINDA SAĞLIK DESTEĞİ VE DHMİ HEKİMLERİNİN DURUMU

Son yıllarda giderek artan uçak, uçuş ve yolcu sayılarıyla paralel biçimde hasta yolcular, acil vakalar, uçuşa elverişlilik değerlendirmeleri gibi durumlarda da artış olmaktadır. Bu bağlamda havaalanlarında daha kapsamlı ve modern bir sağlık hizmeti verilmesi beklenir. Ancak bugünkü durum hiç de sanıldığı gibi değildir. 42 havaalanında DHMİ sorumluluğunda olan acil sağlık hizmetleri milyonlarca dolarlık anlaşmalarla özel sektöre devredilmiş, kurumun (dolayısıyla devletin) sağlık hizmeti için harcadığı para en az %50 oranında artmıştır. Peki bu taşeron şirketlerin iki kat maliyetle verdiği acil sağlık hizmeti, eskiden DHMİ’nin verdiğinden daha üst düzeyde midir? Bu konu tartışmaya açıktır; çünkü “havaalanı acil sağlık hizmeti” kavramından ne anladığınıza bağlı olarak bu hizmeti (gösterişine bakarak) iyi de bulabilirsiniz, (işin özüne bakarak) yetersiz de görebilirsiniz…

Kabul edilmelidir ki, 42 havaalanının acil sağlık hizmeti ihalesini kazanıp 8 yıldır yürütmekte olan özel şirketin imajı iyidir. Geniş ve şık mekânlar, düzgün kıyafetler, reklam stratejisi, daha fazla hekim ve yardımcı sağlık personeliyle verilen hizmet, iyi gibi görünüyor… Ama eğer DHMİ sağlık birimlerine daha geniş imkânlar sağlansaydı, hekim ve yardımcı sağlık personeli sayısı arttırılsa; eğitim, tıbbi teçhizat, ambulans, vs. için biraz daha fazla kaynak ayrılsaydı, bugün özel sektörün yaptığından daha iyisinin daha ucuza yapılamayacağını kim iddia edebilir?

Bir havaalanı sağlık ünitesinden beklenen şey nedir?

Bir semt polikliniğinden farklı olarak, bir havaalanı sağlık ünitesinden öncelikle beklenen şey, uçağa binmek üzere veya uçaktan henüz inmiş insanların uçuş koşullarıyla ilgili sağlık sorunlarına çözüm üretmektir. Bu misyon, havacılık tıbbı konusunda eğitimi olan hekimler olmaksızın lâyıkıyla yürütülemez. Ama gerek geçmişte ve gerekse halen faaliyette olan özel şirketlerde havacılık tıbbı eğitimi almış bir tek uçuş hekimi yoktur. 36 bin feet irtifadaki bir uçakta, 6-7 bin feet kabin irtifaında uzun saatler geçirecek olan hasta insanlara (kalp yetmezliği, astım, fıtık, sinüzit, beyin tümörü, batın ameliyatı, kanamalı durumlar, vs.) uçağa binip binmeme veya hangi önlemlerle uçabileceği tavsiyesinde bulunacak hekimlerin kesinlikle bu konuda özel eğitim almış olmaları gerekir. Çünkü havacılık tıbbı ayrı bir tıp bilimi sahasıdır; bir hekim ne kadar iyi niyetli ve özverili olursa olsun, böylesi durumlarda genel tıp bilgileriyle yeterli olamaz, hatta yanlışlara düşebilir. Havaalanlarında ve hava ambulans şirketlerinde mutlaka uçuş koşullarına özel tıbbi durumları ve bunlara dair önlemleri bilen uçuş hekimlerinin görevlendirilmesi gerekir. DHMİ ve THY bu gereklilikle kendi hekimlerini yurtiçi ve yurtdışındaki uçuş hekimliği kurslarına göndererek eksiklerini kapatmaya çalışmaktadır…

DHMİ hekimlerinin sorunları

Havaalanlarında devletin (DHMİ’nin) memuru olarak görev yapmakta olan ve bazıları uçuş hekimliği sertifikası sahibi hekimlerin durumu içler acısıdır. Öncelikle aldıkları ücret, taşeron firmanın hekimlerine verdiğinden önemli oranda az, ama iş yükleri ve sorumlulukları çok daha fazladır. “Taşeron firma hekimlerine istediği ücreti verebilir, buna kim karışır?” diye düşünenler için cevap şudur: Taşeron firmanın hekimlerine verecekleri ücretin alt sınırını belirleyen ve bunun kendi kurum hekimlerine verdiği ücretten yüzde 50 fazla olmasını şarta bağlayan, DHMİ’nin kendisidir! Yani taşeron şirket hekimlerine lâyık görülen ücretin, kendi personelinden esirgenmesi ve motivasyonun kırılmasıdır söz konusu olan…

İkinci bir can yakıcı ve motivasyon azaltıcı konu; havaalanlarındaki hekimlerin ve diğer sağlık görevlilerinin akıldışı bir gerekçeyle Güvenlik Müdürlüğüne bağlanmış olmasıdır. Sağlık Meydan Acil Yardım Hizmetleri Daire Başkanlığı kapatılmış ve havaalanlarında sağlık biriminin ünite amirleri, Koruma ve Güvenlik Görevlileri olmuştur. Sağlık biriminin nöbet, çalışma düzeni, yıllık izin, malzeme alımı, ilaç tedariki, mesleki eğitimleri hakkındaki kararları koruma ve güvenlik görevlisi vermektedir. (Örneğin Dalaman Havalimanında doktor ve hemşirelerin nöbetini lise mezunu güvenlik şefi ayarlıyor; izin almak için de aynı güvenlik şefinin onayı gerekiyor.) Bunun mantıklı bir izahı olabilir mi? Bu mobbing değilse nedir? Her yerde sağlık personelinin amirliği ve bağlılığı bir kıdemli hekime verilir; sağlık idaresiyle ilgili sorunların çözümünü, o meslek sahasının iç ve dış dinamiklerini iyi bilen bir hekimden daha iyi kim yapabilir? İnsanın aklına gelen soru şudur: Zaten DHMİ’de kalan 23 doktor ve 2 diş hekiminin de istifa etmesi ve sağlık hizmetlerinin tamamının hizmet satın alma yolu ile taşerona devredilmesi mi plânlanıyor acaba?

Yazıyı hazırlayan : Doç Dr Muzaffer Çetingüç

Yorum yapmak ister misiniz ?

İlk Yorum Hakkı Senin!

Bildir
avatar
wpDiscuz
oyun oyna ege itiraf itiraf k2 belgesi src