22 Mayıs 2010 sabahı saat 6.30’da Dubai’den gelen Air India Express’e ait bir B-737-800 uçağı Mangalore Havalimanı’na iniÅŸ sırasında düştü ve yanarak parçalandı. Uçağın ILS yaklaÅŸmasıyla alçaldığı, 8 bin ft’lik pistin 2 bin ft’lik bölümüne teker koyduÄŸu ve geriye kalan mesafe içinde duramaması nedeniyle bu kazanın olduÄŸu bildirildi. Havaalanının, etrafındaki vadilerden 80-100 metre yüksek bir platoda olmasının, düşen uçağın daha fazla parçalanmasına ve emercensi vasıtalarının da kaza mahalline ulaÅŸmalarının gecikmesine neden olduÄŸu öğrenildi.
Gelen bilgiler, kazanın iki şekilde olma ihtimalini gösteriyor:
1. İlk olasılığa göre kaza, pisti yüksek ve hızlı yakalayan pilotların ilk temaslarını pistin 2 bin ft. mesafesinde yaptıkları; uçağı pist içinde durdurmak için verdikleri bütün mücadeleye raÄŸmen uçağın emniyet ÅŸeridini aÅŸarak hızla yokuÅŸ aÅŸağı vadiye düşerek parçalandığı ve yangın çıktığı… Piste ilk vuruÅŸun oldukça sert olduÄŸu, burun lastiklerinin patladığı… Kazazedelerden biri, ‘uçağın piste saÄŸ kanadı yerde, sol kanadı havada olarak vurduÄŸunu ve ardından ikiye bölünerek parçalandığını’ söylemiÅŸ.
2. Diğer olasılık, pisti yüksek ve hızlı yakalayan pilotun, piste indiğinde, pistin sonuna kadar duramayacağını tahmin ederek Go-Around yapmak istediği, fakat bunu yapmakta geç kaldığından pist sonundaki ILS anten kulesine çarpıp vadiye çakılarak parçalandığı ve yandığı.
En son haberlerde kokpitteki güç kolları pedastalının bulunduğu ve pozisyonlarının da max. güç pozisyonunda olduğu yazılı.
Hindistan havacılığının içinden gelenler, bu kazanın göründüğü kadarıyla pilot hatası olsa bile, Hindistan havacılığını yönetenlerin ilgisizliklerinin, bilgisizliklerin ve hatalarının etken olduÄŸu kanısındalar. Havacılığın bütün branÅŸlarındaki eÄŸitim eksikliÄŸi, aşırı iÅŸ yükü ve teknik malzeme yetersizliÄŸi sistemin limitlerini zorlamakta…
Hindistan’da sadece 7 adet hava trafik radarının olduÄŸu ve modern yaklaÅŸma sistemlerin de sadece birkaç önemli havaalanında kurulu olduÄŸu yazılıyor. Son yıllarda çok az kaza olmasına raÄŸmen uçuÅŸ güvenliÄŸinin hiç de iyi olmadığı, yalnız geçen yıl havadayken uçakların birbirlerine çok yaklaÅŸtığı 15’e yakın olay olduÄŸu ve bunlardan birinde Hindistan BaÅŸkanının uçağının bile neredeyse bir helikopterle çarpışmasına saniyeler kaldığı biliniyor. 2009 yılında 42 adet sarhoÅŸ pilot vakası görüldüğü, havadayken kabin görevlileri ile kavga ettikleri ve bu sırada uçağın kumandalarını terk ettikleri, yeterli kalifiye eleman çalıştırılmadığı, eÄŸitimlerin hakkıyla verilmediÄŸi, personelin çok fazla çalışmaya mecbur edildiÄŸine iliÅŸkin rapor ve ÅŸikâyetler var.
Bu kaza insan faktörünün ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Hindistan havacılığını iyi tanıyanlar, böyle bir kazanın her an beklendiğini, son 10 yıl içinde benzer bir kazanın olmamasının tamamen bir şans olduğunu söylüyorlar.
2008 yılının Nisan ayında Hindistan Sivil Havacılık Müdürü Kanu Gohain, ülkelerindeki 10 havayolunda uçan 600 uçak için elinde sadece 3 müfettiÅŸ bulunduÄŸunu basına açıklamış. 2006 yılında ICAO, teknik personel eÄŸitim ve lisanslandırmasında Hindistan’ı en kötü ülke ilân etmiÅŸ.
Bu kaza Hindistan havacılığındaki zafiyetlerin artık patlama noktasına geldiÄŸinin belirtisi olarak görülüyor. Ülkede hâkim olan, adamını kollama, iÅŸini bilmeyen fakat bildiÄŸini zanneden idareciler, eÄŸitmenler, SOP’ları uygulamada isteksizlik, CRM eksikliÄŸi, eÄŸitim ve operasyon kontrolü yapacak teÅŸkilat ve personelin yetersizliÄŸi gibi durumlar yıllardır konuÅŸulduÄŸu halde aynen bizdeki gibi bütün bunları üzerine alan kimseler yok.
Türkiye gibi havacılığı hızlı gelişen ülkelerden biri olan Hindistan da, aniden büyüyen pilot açığını yabancı pilotlar alarak gidermek istemiş. Bugün ülkede bu kazayı yapan kaptan dahil 565 yabancı pilotun olduğu yazılıyor. Hint hükümeti bütün bu pilotların gelecek yaza kadar yerlileriyle değiştirilmesi kararını almış ve havayollarına da tebliğ etmiş.
Hükümetin kazada ölenlerin yakınlarına 4 bin 260 dolar, şirketin de 21 bin 250 dolar ödeyeceği açıklandı. Uçağın 2,5 yaşında olduğu ve bakım yönünden bilinen hiçbir sorunun olmadığı kaydediliyor. (Ünal Başusta, www.airkule.com)
2010 Kasım ayında açıklanan raporda, Sırp kaptan pilot Zlatko Glusica’nın 3 saatlik uçuÅŸun büyük bölümünü uyuyarak geçirmiÅŸ olduÄŸu, kokpit ses kayıtlarında horlama seslerinin duyulduÄŸu, iniÅŸte uyku sersemliÄŸiyle piste yanlış açıda yaklaÅŸtığı, yeni bir iniÅŸ denemesi için uçağı kaldırmaya çalışırken yere çaktığı yazıldı.























Son Yorumlar